Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/192 E. 2014/14161 K. 09.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/192
KARAR NO : 2014/14161
KARAR TARİHİ : 09.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa hükmedilen cezanın nev’i ve miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından, sanık müdafinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir.Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek,kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; hakkında verilen hüküm temyize gelmeyen …’ın serbest muhasebeci olarak çalıştığını, sanık …’in 7-8 ay önce … ile görüşerek kendisinin sigortalı gösterilip emekli edilmesi talebinde bulunduğunu, …’ın, … hakkında işe giriş bildirgesi doldurduğu, …’in her ay sigorta primi yatırması için …’a 200 TL para vermesi gerektiği
halde vermediği, bu yüzden …’ın sigorta primlerini yatıramadığını, sanık …’in sigorta primlerinin yatırılmadığını öğrenince …’ı tehdit edip boş senet imzalattığını beyan ettiği,
…’in bu tehditleri yüzünden muhasebe kayıtlarını tuttuğu şikayetçi … isimli şahsın işyerinde sanığı çalışıyormuş gibi gösterdiğini ve bu kişinin işyerinde çalıştığına dair SGK’ya işe giriş bildirgesi verdiğini, prim borçlarını da kendisinin ödediğini iddia edilen olayda, … Başkanlığı cevabında …’in … isimli şahsın yanında 14/07/2005 ila 31/03/2006 tarihleri arasında, 01/04/2006 ila 07/03/2007 tarihleri arasında, 08/03/2007 ila 30/06/2008 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının gözüktüğünün bildirildiği, sanık …’in şikayetçi …’a ait şehir içi minibüsünde muavin olarak çalıştığını belirtmiş ve bir kısım tanıklarda bu yönde beyanda bulunmuş ise de adı geçen tanıkların sonradan temin edilen tanıklar olduğu, …’in talebi üzerine …’ı bu kişiyi …’ın yanında çalışıyor göstererek sigortalı yaptığı, SGK’ya sigorta bedelini sanık … tarafından ödendiği ancak daha sonra ödemede aksama olunca ödeme emrinin şikayetçi …’a gönderilmesi ile olayın ortaya çıktığı anlaşılmakla, sanığın kamu kurumu olan SGK’yı dolandırma suçunu işlediği, sanık …’in dosya içeriğine göre kişiliği, olayı işleyiş biçimi, hakkında bir çok soruşturma dosyasının bulunması, yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları göz önüne alındığında TCK’nın 50. , 51. , 62. ve CMK’nın 231/1 maddelerinin uygulanmadığı anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmeyerek, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş sanığın sağlık hizmetinden yararlanması karşısında eylem tamamlanmış olmasına rağmen teşebbüs hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz konusu yapılmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.