YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1377
KARAR NO : 2014/16192
KARAR TARİHİ : 13.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli kararda sehven yanlış yazılan suç isimlerinin mahallinde; ”resmi belgede sahtecilik ve Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, … Bankası … Şubesi nezdinde bulunan çek hesabından, 12/01/2008 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan, 3750 TL bedel içeren, hesap sahibi … Altınsoy’un bilgisi ve rızası dışında gerçeğe aykırı olarak düzenlediği tespit olunan 0319830 numaralı, … Bankası … Şubesi nezdinde bulunan çek hesabından, 15.10.2007 keşide tarihli, keşide yer İstanbul olan, 5000 TL bedel içeren, hesap sahibi …’ın bilgisi ve rızası dışında gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği tespit olunan 0060121 numaralı ve … Bankası … Şubesi nezdinde bulunan çek hesabından, 20.11.2007 keşide tarihli, keşide yeri … olan, 4300 TL bedel içeren, hesap sahibi … Şirketi yetkilisinin bilgisi ve rızası dışında gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği tespit olunan 0911335 numaralı 3 adet çekleri, bir şekilde temin ettikten sonra bir ticari alışverişe istinaden aldığı mal karşılığında katılan …’e vererek haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1- Katılan vekili ve sanık tarafından Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanıklar hakkında 08.06.2011 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı katılan vekili ve sanığın yaptıkları itirazı üzerine, Kartal 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği red kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Katılan vekili tarafından nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamına göre; sanığın, söz konusu 3 adet çeki katılana bir ticari alışveriş karşılığında verdiği, çeklerin hesap sahipleri tarafından keşide edilmediğinin tespit ediliği ve bu kapsamda sahte olduklarının belirlendiği sabit olmakla; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından, söz konusu çeklerin ilk ciro edenleri olarak görünen … , … ve …’ın çeklerin arkalarında yer alan adres ve telefon numaralarından faydalanılmak suretiyle ve gerekirse kolluk marifetiyle araştırılarak temin edilip konu ile ilgili ayrıntılı ifadelerinin alınması, adı belirtilen kişilerin ve sanığın imza ve yazı örnekleri alınarak 3 adet çek üzerindeki imza ve yazıların sanığın veya çeki ilk ciro eden bu kişilerin el ürünü olup olmadıklarının bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmesi, sanığın aşamalardaki savunmalarında; söz konusu çekleri bir ticari alışveriş kapsamında sattığı mal karşılığında … Gıda isimli şirketten aldığını beyan etmiş olması karşısında; sanığın ifadesinde adı geçen şirketin araştırılarak yetkili temsilcisinin temin edildikten sonra ifadesinin alınıp sanığın savunmasının doğru olup olmadığının net bir şekilde tespit edilmesi, sanığın, katılan ile arasında daha önceden bu tür ticari alışverişlerinin olup olmadığı ve bu ticari alışverişleri kapsamında bu şekilde çek verip vermediği, vermiş ise çek bedellerini ödeyip ödemediği, ve ayrıca, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı ve yargılama dosyası içeriğindeki bilgi ve belgelere göre de; sanığın önceden … bir borcuna karşılık olarak çeki katılana verip vermediği hususunun tam olarak anlaşılamadığı dikkate alındığında; söz konusu sahte çekleri önceden … borcu nedeniyle sonradan tanzim edilerek katılana verilip verilmediği hususunun her bir çek’in katılana verilme nedeni ayrı ayrı araştırılıp değerlendirilerek ve karar yerinde tartışılmasından sonra toplanan delilere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.