YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16733
KARAR NO : 2014/9211
KARAR TARİHİ : 08.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, Denizbank Yüreğir Şubesine ibraz ettiği Maya İnşaat Torna San. Tic Ltd. Şti’ye ait 10.02.2008 keşide tarihli 15.100,00 TL bedelindeki çekin sahte olduğunun anlaşılması üzerine yapılan soruşturma kapsamında Adana Polis Kriminal Laboratuvarından 11.12.2007 tarihinde alınan ekspertiz raporunda çekin tamamen sahte olarak üretildiği ve iğfal kabiliyetinin bulunduğunun bildirildiği somut olayda; sanığın kollukta yaptığı ilk savunmasında çek hesabı sahibi olan Maya İnşaat Torna San. Tic Ltd. Şti’ye pazarladığı ürünlerden bıraktığı numunelere karşılık suça konu çeki şirket yetkilisi … Berber isimli şahıstan aldığını söylemesine rağmen Ticaret Sicil Memurluğu’nun 09.07.2008 tarihli yazısından anlaşıldığı üzere şirketin ortakları ve temsile yetkilisi olan şahıslar arasında … berber isminde bir kişinin bulunmadığının anlaşılması, sanığın aralarındaki alış verişi ispat edememesi, kovuşturmaaşamasıda savunmasını değiştirerek bu kez kim olduğunu ispat edemediği İsmail Aslan isimli şahsın alacağına karşılık suça konu çeki … isimli bir kişiyle gönderdiğini söyleyerek çelişkili beyanda bulunması karşısında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizik görülmemiştir.
Sanık hakkında TCK’nın 158/1-f-son maddesi gereğince adli para cezasına hükmedilirken çek bedelinin 15.100,00 TL olmasına rağmen 15.000,00 TL olarak kabul edilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından, uygulanmasına karar verilen TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının sürelerinin belirtilmemesinin hapis cezasının kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün olduğundan ve sanığın tutuklulukta geçen süresinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesinin mahallinde düzeltilebilir maddi hata olmasından dolayı bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.