Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/8179 E. 2014/9232 K. 12.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8179
KARAR NO : 2014/9232
KARAR TARİHİ : 12.05.2014

Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık…’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 158/1-f, 62/1 ve 52/2. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis, 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/11/2012 tarihli ve 2011/314 esas, 2012/398 sayılı kararını müteakip, sanık müdafiinin temyiz talebinin reddine ilişkin, aynı Mahkemenin 31/05/2013 tarihli ve 2011/314 esas, 2012/398 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 11/03/2014 gün ve 2013/4669/17608 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/03/2014 gün ve 2014/98575 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin anılan Mahkeme kararının sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ” (1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartı ile her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın savunmasında bildirdiği adresine anılan Kanun’un 10. maddesine göre çıkartılan tebligatın iade edilmesi halinde aynı Kanun’un 21. maddesine göre tebligatın yapılması gerektiği cihetle, söz konusu Kanun’un 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, 17/05/2013 havale tarihli dilekçenin süresinde verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde temyiz talebinin reddine karar
verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık müdafi olduğunu ifade eden Av. … … tarafından 17/05/2013 tarihli dilekçe ile karar temyiz edilmiş ve yine 31/05/2013 günlü temyizin reddine dair ek-karar sanık müdafine 07/06/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, dosyaya sunulan vekaletnamenin 11/02/2014 tarihli olup sanığın talimatla alınan beyanında avukat istemediği gibi yargılama aşamasında sözü geçen avukatın sanık müdafi olarak atandığına dair bilgi,belge de olmadığı, hususları birlikte düşünüldüğünde mahkemesince araştırma yapılarak sanık tarafından ilgili avukata 17/05/2013 tarihinden önce verilmiş vekaletname ya da baro tarafından yapılmış görevlendirme olup olmadığı varsa dosya içerisine konulması,bulunmadığı taktirde ek-kararın sanığa tebliğ edilmesi ile dosyanın incelenmek üzere dairemize iadesinin sağlanması için mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Baş Savcılığına TEVDİİNE, 12/05/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.