Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/8178 E. 2014/9234 K. 12.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8178
KARAR NO : 2014/9234
KARAR TARİHİ : 12.05.2014

Dolandırıcılık suçundan şüpheliler … ve … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/03/2013 tarihli ve 2011/197005 soruşturma, 2013/17333 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2013 tarihli ve 2013/379 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 11.03.2014 gün ve 2014/4727/17668 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2014 gün ve 2014/98572 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin şüphelilerin eylemleri sebebiyle dolandırıldığı iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu şüphelilerin dolandırıcılık eylemini gerçekleştirdiklerine dair delil ve emare bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, şüphelilerin Özel Alibeyköy Hastanesine birlikte gittikleri, …’ın diğer şüpheli … …’un kimlik bilgilerini kullanarak tedavi olduğu iddia edilmesi karşısında, muayene sırasında verilen taahhütnamenin şüphelilerden…’a ait olup olmadığı hususunda inceleme yapılmadığı gibi müştekinin bildirdiği delillerin de toplanmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık …’nin Özel Alibeyköy hastanesine gelerek kendi kimlik bilgilerini kullanıp muayene olacağım diye kayıt yaptırarak taahüt imzaladıktan sonra yerine diğer sanık …’nın muayene olmasını sağladığının iddia edildiği olayda, muayene olan ve taahüt imzalayan kişilerin farklı olup olmadığı,…’nin 1974 ve …’nın 1991 doğumlu olmalarına göre görünüm ve kimlik bilgilerine göre hastane yönetimince yapılacak incelemede anlaşılabileceği, sanıkların inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli davranışlarının bulunmaması karşısında dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına kovuşturmaya yer olmadığına dair kabulde ve bu karar karşı itirazın reddine ilişkin Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2013 tarih ve 2013/379 D. İş sayılı kararında bir isabetsizlik görülmediğinin anlaşılması karşısında, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C. Baş Savcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK 309. Maddesi gereğince REDDİNE, 12/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.