YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/328
KARAR NO : 2014/14447
KARAR TARİHİ : 11.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, yolda yürümekte olan katılanın yanına gelerek, eşini tanıdığını, bankaya adına toplu para yatırıldığını ancak bu parayı alabilmesi için vergi dairesine masraf yatırması gerektiğini, bu masrafı kendisine vermesi halinde yatırabileceğini söyleyerek katılandan 1200 TL aldıktan sonra katılanı bankaya gönderdiği ve ortalıktan kaybolduğu anlaşıldığından, eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İddianame anlatımı ve sevk maddelerinin basit dolandırıcılık suçuna ilişkin olduğu, mahkemenin gerekçeli kararında, sanığın, katılanın yaşlı olmasından faydalandığının belirtildiği, katılanın algılama yeteneğinin zayıflığına dair tespit ve değerlendirmenin yapılmadığı ayrıca hüküm fıkrasında da sanığın işlemiş olduğu dolandırıcılık suçundan dolayı olayın oluş şekli ve kastı dikkate alınarak teşdiden ceza verildiği anlaşılmakla, bu yönde bozma isteyen tebliğnamedeki düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında ceza tayininde uygulama maddesi olarak TCK’nın 157/1 maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hükmün 1. paragrafına “5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi; suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.09.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.