Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/17901 E. 2014/16257 K. 13.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17901
KARAR NO : 2014/16257
KARAR TARİHİ : 13.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
İran İslam Cumhuriyeti vatandaşı olan sanıklar …, …, … ile suça sürüklenen çocuk …’in, …’ın kullandığı araçla katılanın işyerinin önüne gittikleri, … dışındaki sanıkların içeri girerek küpe seçtikleri, …’ın elinde bulunan çanta içerisinden çıkardığı dolar cinsindeki paralar ile ödeme yaptıkları, …’un deste şeklindeki dolarları …’a teslim ettiği, daha sonra küpelerin içinde bulunduğu çantayı işyerinde bırakarak güven telkin ettikleri, aradan yaklaşık olarak 1,5 saat geçtikten sonra işyerine giderek düğün için gerekli olduğunu söyledikleri 1084 gram altını seçtikleri, sanık …’in altınları gazete kağıdına sardırdığı, …’un da kese içerisine bıraktıktan sonra tezgah üzerinde bulunan çanta içerisine koyacağı sırada sanık …’ın uzattığı aynı renk ve nitelikteki başka bir kese ile altınların bulunduğu keseyi değiştirdikleri, katılanların bu sırada sanık Mahadin ile birlikte hesap işlemleriyle uğraşmaları nedeniyle durumu fark edemedikleri, daha sonra sanık …’un, dolar ile ödeme yapmak istediğini söylediği, doların sahte olabileceğini düşünen katılanların bu teklifi kabul etmedikleri, bunun üzerine sanıkların bankadan TL cinsi parayı çekip geleceğini bu süre zarfında çantanın işyerinde kalmasını isteyerek işyerinden ayrıldıkları, sanıkların …’ın kullandığı araçla işyerinden ayrılmalarından sonra çantayı kontrol eden katılanların torbanın içerisinde gerçek altınların bulunmadığını anlamaları üzerine, kamera kayıtlarını incelediklerinde keselerin değiştirildiğini fark ettiklerinden polise haber verdikleri, bu şekilde kaçan sanıkların yakalandıkları sırada altınların sanık …’ın üzerinden ele geçirildiğinin iddia edildiği olayda;
1-Suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran suça sürüklenen çocuğun haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanıklar …, …, … haklarında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanık …. hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, hakkında mahkûmiyet kararı verilen diğer sanıkların olay yerinden kaçmaları için aracı kullandığı ve onlarla birlikte dolandırıcılık eylemine katıldığı konusunda yeterli delil bulunduğu gözetilmeden, mahkûmiyeti yerine yazılı gerekçelerle beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.