Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15528 E. 2014/7282 K. 16.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15528
KARAR NO : 2014/7282
KARAR TARİHİ : 16.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık … ile yaşı nedeniyle soruşturması ayrı yürütülen … ‘in kendilerine baba oğul süsü verdikleri, sanık …’nın tanık …’e, …’e yardım amacıyla geldiklerini, kuran kursu veya muhtar aradıklarını söylediği, bunun üzerine tanık …’in sanığı, tanıdığı … mahallesi muhtarı şikayetçi …’a yönlendirdiği, tanık …’in tarifi üzerine sanığın yanında … olduğu vaziyette şikayetçinin işlettiği işyerine gittiği, şikayetçiye önce kendisini …’ın gönderdiğini belirtip sonrasında “İstanbul ilinde faaliyet gösteren … Turizm’in sahibi … yiyecek gönderdi, bunları muhtarlar aracılığıyla dağıtmamı söyledi” şeklinde konuşma yaptığı, peşinden şikayetçiye “gel …’daki depodan yiyecekleri sana teslim edeyim, sende fakirlere dağıtırsın” dediği, ikna olan şikayetçiyi aracına aldığı, … karayolu üzerinde , … iline doğru seyir halinde oldukları sırada bir telefon konuşması yaptığı, telefon konuşması sırasında karşıdaki şahsa ” … abi tamam da üzerimde o kadar para çıkmaz” dediği, peşinden cebinden 515,00 TL para çıkardığı, şikayetçiye dönerek “bu parayı 1250,00 TL’ye 1 tamamlamam lazım, … da sana veririm” dediği, şikayetçinin ise sanığın teklifini kabul edip üzerinde bulunan 470,00 TL’yi verebileceğini söylediği, şikayetçinin ayrıca yolları üzerinde bulunan arkadaşı tanık …’in dükkanına uğradığı, tanık …’den 250,00 TL para borç aldığı, kendi üzerindeki 470,00 TL’ye katıp sanığa verdiği, …’a gelindiğinde sanığın, şikayetçiye önce üzerinde tabela olmayan kapalı bir yere gösterip “burası …’nun erzak deposu, tanıdığımız birinin kamyonetini alıp erzakları yükleyelim” dediği, sanayi sitesinden ayrılıp, tekel binasının üst kısmına geçtikleri, burada park halinde bulunan kamyoneti gösterip, “sen arabanın yanında bekle, biz anahtarı alıp gelelim” dediği, … ile birlikte şikayetçinin yanından uzaklaştığı, şikayetçinin bir müddet beklemesine rağmen şahısların gelmediklerini görünce … Turizm’de çalışan bir akrabasını aradığı, … Turizm’in fakirlere yiyecek yardımı yapmadığını öğrendiğinde dolandırıldığını anladığı, sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
Birden fazla tekerrüre esas ilamı bulunan sanık hakkında, mahkumiyet hükümlerinden en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 5. bendinde tekerrür uygulamasına ilişkin kısımdan, “Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12.10.2005 tarih ve 2005/99 Esas ve 2005/725 Karar sayılı ilamı” cümlesinin çıkartılması, yerine “Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03.06.2008 tarih 2008/367 Esas ve 2008/742 Karar sayılı ilamı” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.