Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/334 E. 2014/14441 K. 11.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/334
KARAR NO : 2014/14441
KARAR TARİHİ : 11.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak
kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, temyize konu olmayan diğer sanık … ile birlikte müşteki …’e ait hisseli taşınmazı satmaya karar verdikleri, bu amaçla başka bir şahsa ait fotoğraf yapıştırmak suretiyle nüfus cüzdan talep belgesi düzenleyerek bu belgeye ile sahte nüfus cüzdanı çıkarttıkları, bu nüfus cüzdanı ile noterden …’e vekâletname düzenlettikleri ve suça konu taşınmazı sanığın tanıdığı olan müşteki …’a 55.000 TL’si peşin ve kalanını 4 adet senet düzenletmek suretiyle toplam 155.000 TL’ye sattıkları, şeklinde gerçekleşen somut olayda;
A-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Birden fazla belgenin sahte olarak düzenlenmesine neden olan ve bu belgeleri sahteliğini bilerek temyize konu olmayan diğer sanık ile birlikte kullanan sanık … hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği ve düzenlenen vekaletnamenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu gözetilip TCK’nın 204/3. maddesi gereği artırım yapılmamış olması aleyhe temyiz olmadığından bozma talebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı sonuç ceza olarak adli para cezasına hükmedilmesine rağmen, kasten işlemiş olduğu suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanan TCK 53/1

maddesinde yazılı güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; adli para cezasına ilişkin sırasıyla “600 gün”, “200 gün”, “166 gün” ve “3.320 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “1 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi; hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılmak suretiyle suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.09.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.