YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13949
KARAR NO : 2014/5322
KARAR TARİHİ : 24.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında sonuç olarak para cezasına hükmedilmiş olması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanamayacağı dikkate alınarak tebliğnamedeki eleştiriye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık … ile katılanın daha önceden tanıştıkları ve olay tarihinden önce sanık …’in, çobanlık yapan bir arkadaşının altın bulduğunu ve bu altınları satmak istediğini söylediği ve bir adet numune altını da katılana gösterdiği, bunun üzerine katılanın …’a geldiği, katılanı sanıkların karşıladığı, sanık …’in kendisini… olarak tanıttığı, sanık …’in, altınların annesinde olduğunu, para verilmediği takdirde altınları vermeyeceğini söyleyerek, katılandan 5.000 TL aldıkları ve sanıkların altınları getirmek için katılanın yanından ayrıldıkları ve bir daha da katılanın yanına dönmedikleri,
böylece ssanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek hileyle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında belirlenen hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a maddesi gereğince para cezasına çevrilmesi sırasında, gün olarak cezayı belirleme yerine 10 ay adli para cezasına çevrilmesine denilerek hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, hapsin adli para cezasına çevrilmesi ile ilgili bölümde yer alan “10 ay” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine “ 300 gün” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.