Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22309 E. 2014/13902 K. 09.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22309
KARAR NO : 2014/13902
KARAR TARİHİ : 09.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan…’nın, önceden tanıdığı müştekiyi telefon ile arayıp kendisine evlenmek isteyip istemediğini sorduğu, …’da kendisine uygun bir kadın olduğunu, söylemediği, müştekinin kabul etmesi üzerine birlikte …’ya gittikleri, burada sanık … ile buluştukları, sanık … ile …’ün müştekiyi diğer temyiz dışı sanıklar…ve….’nın oturmakta oldukları eve götürdükleri, burada açık kimliği tespit edilemeyen … isimli bayan ile müştekiyi tanıştırdıkları, … isimli bayanın 4 altın bilezik ve 3000 TL para vermesi karşılığında müşteki ile evlenmeyi kabul ettiği, hep birlikte aynı evde kaldıklarını, ertesi gün müştekinin bankadan 7000 TL para çektiği ve 4000 TL tutarında aldığı dört adet bilezik ile 3000 TL parayı … isimli bayana verdiği, müşteki ile …’in …’a gitmek üzere diğerlerinden ayrılıp taksi ile tren garına geldikleri, burada … isimli bayanın tuvalete gideceğini söyleyip müştekinin yanından ayrıldığı ve bir daha müştekinin yanına dönmediği, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık ve müşteki beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği anlaşılmakla haklarında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi ve hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek ve yine hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”100 gün” ve ”2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün” ve ”100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.