YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18639
KARAR NO : 2014/11097
KARAR TARİHİ : 04.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, katılan …’ın Ünye İlçesinde bulunan … Petrol Şirketi’nde muhasebeci olarak görev yaptığı, katılanın ve oğlu …’ın yokluğunda şirkete ait ödemeler ve alacakların tahsili konusunda yetkili bulunduğu, şirket çalışanlarının yemek ihtiyacını karşılayan tanık … işlettiği … Lokantası’na olan borcun ödenmesi için katılan tarafından kendisine teslim edilen 600 TL’den 150 TL’lik kısmını tanık … ödediği, kalan 450 TL’yi ödemediği ve kendisi kullandığı, yine şirketin gıda maddesi satın alıp karşılığında yakıt verdiği … Gıda isimli işletme, katılana ait şirkete 2005 yılı Kasım ayı içerisinde 469 TL ödeme yapmasına rağmen sanığın bu bedeli de şirket hesaplarına aktarmayarak uhdesinde bulundurduğu, sanığın bu şekilde katılana ait toplam 919 TL’yi maledinerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 46 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “46 gün”, “38 gün” ve “760 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.