YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20799
KARAR NO : 2014/13897
KARAR TARİHİ : 09.07.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ün tanıklar … ve … aracılığı ile tanıştığı katılan ile internet ortamında görüşmeye başladığı, katılana gerçek ismini gizleyip adının ,,,, olduğunu söyleyen sanık …’ın elinde ses sistemi olduğunu, bunları satmak istediğini bildirdiği, bir kaç kez katılan ile internet ortamında görüşen sank ….’ın evinde bulunduğunu ileri sürdüğü ses sisteminin fotoğraflarını internet ortamında katılana gönderdiği, bu ses sistemini 5000 TL bedelle satın almak konusunda sanık … ile anlaşan katılanın, kararlaştırdıkları üzere sanık ile buluşmak için yanında arkadaşı olan tanıklar … ve … ile birlikte … iline geldiği, sanık …..’in de … ilinden kiraladığı… plakalı araca diğer sanıklar … ve … ile binerek…,’e gelip katılan ve arkadaşları ile buluştuğu, sanıkların bir kafede oturup sohbet ettikleri, sanık …’ın ses sisteminin irsaliyesini kestirip kamyon ile getireceğini söyleyerek katılandan 2350 TL parayı aldığı, katılana 1 adet diz üstü bilgisayar hediye eden sanık …’ın kafeden ayrıldığı, bir saat kadar sonra katılanı telefon ile arayan sanık …’ın malzemeyi hazırlatıp kamyona yüklettiğini söyleyerek geri kalan 2650 TL ‘yi arkadaşı olan sanıklar … ve …’e ödemesini istediği, bir süre sonra…Adliyesi önünde katılan, yanındaki tanıklar ve kendi arkadaşı olan diğer sanıklar ile buluşan sanık …’ın bakiye parayı tekrar istediği, katılanın tereddüt etmesi üzerine sanıklar…. ve…’ın
katılanın yanında kalması şartı ile 2650 TL daha parayı katılandan alan sanık …’ın malzemeyi getireceğini söyleyerek ayrıldığı, kısa süre sonra sanık …’in katılan ve arkadaşlarının yanından kamyonun yanına gitme bahanesiyle ayrıldığı, sanık …’ın tekrar katılanı arayıp “siz orada bekleyin arkadaşım bir arka sokaktaki kamyonun yanına gelecek, kamyonu sizin yanınıza getirecek” dediği, katılan ve arkadaşlarının teklifi kabul etmemesi üzerine sanık …’ın olay yerinden kaçtığı, tanık … ‘in kaçan sanık …’ı uzun süre takip ettikten sonra yakaladığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde,
Sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Sanıklar … ve … olarak haklarında dava açılıp yargılanan ve dava sonucunda atılı suçtan haklarında mahkumiyet kararı verilen kişilerin kimlik bilgilerinin, … ve …’a ait kimlik bilgileri olmadığı, sanıklarca … ve …’a ait kimlik bilgilerinin kullanılmış olduğu, mahkemenin 07.12.2009 gün 2009/171 sayılı suç duyurusu yazısı, gerçek … müdafiinin temyiz dilekçesi içeriği, … adını kullandığını belirten….’nın 28.09.2010 havale tarihli dilekçesi içeriği, sanık …’in aslında Muttalip Nizam olduğu ve kardeşi olan müşteki …….’ın kimlik bilgilerini kullanması nedeniyle hazırlanan Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2011 gün ve 2011/777 iddianame numaralı iddianame örneği ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmakla, bu hususular araştırılarak iddianamede düzeltmeler yapıldıktan sonra gerçek isimleri ile hüküm kurulması gerekirken atılı suçu işlemeyen … ve … hakkında verilmesi,
Kabule göre de,
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafinin, sanıkların ve gerçek … olduğunu iddia eden kişi müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.