YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2550
KARAR NO : 2014/7320
KARAR TARİHİ : 16.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın katılana ait dükkana gelerek kendisini doktor olarak tanıtıp, yanında getirdiği bataryaları eşinin beğenmediğini, yeni alacağı bataryaları eşine göstereceğini, kabin siparişini de katılana vereceğini söyleyerek hileli davranışlarla katılanı kandırıp, iki adet banyo bataryası ile 10 adet radyatör vanasını, herhangi bir para ödemeden aldıktan sonra ortadan kaybolmaktan ibaret eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Sanık hakkında tayin edilen ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilen cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, tahliyesinden sonra denetimli serbestlik altına alınmasına karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “20 gün” ve “400 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmek ve 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi ile ilgili paragraftan “tahliyesinden sonra” ibaresinin çıkartılarak yerine “cezanın infazından sonra” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.