Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/9573 E. 2014/9290 K. 12.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9573
KARAR NO : 2014/9290
KARAR TARİHİ : 12.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli mala zarar verme, tehdit, hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …,..ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;mağdurun …… ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu
suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir.Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir.Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez.Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır.Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılanın eşi olan tanık…’ın, tanık …’a ait iş yerinde muhasebe elemanı olarak çalışmakta olduğu sırada hamile olmasından dolayı iş yerinden ayrılması nedeniyle, iş yeri sahibi …’ın, yeğeni sanık …’ı muhasebe elemanı olarak görevlendirdiği; sanık …’ın muhasebe işlerine baktığı süreç içerisinde anılan iş yerinde gelir gider hesaplarında tutarsızlıkların görülmeye başladığı, yapılan denetlemede ise 250,000 TL açık olduğunun belirlendiği, tanık…’ın tekrar işe başlaması durumunda söz konusu para açığının neden kaynaklandığının ortaya çıkacağını düşünen sanık …’ın, sanık …’ndan yardım istediği, sanık …’nun, katılanın eşi…’ın söz konusu iş yerinde yeniden göreve başlamasını önlemek amacıyla ve sanık …’ın azmettirmesi ile katılanı korkutarak eşini şehirden uzaklaştırmayı planladıkları, bu amaçla sanık …’nun, 23/04/2008 tarihinde, aynı dosya kapsamında yargılanan; ancak hükmü temyiz etmeyen diğer sanıklar … ve … ile birlikte, katılana ait ikametin balkonuna benzin dolu şişeyi ateşlemek suretiyle atarak, balkonun kısmen yanmasına sebebiyet verdikleri, evinde yangın çıkmasına rağmen katılanın korkuya kapılmadığını düşünen sanık …’ın, sanık …’a bu durumu söylediği, sanık …’nun, aynı korkuyu yeniden katılana yaşatmak amacıyla hükmü temyiz etmeyen diğer sanıklar … ve …’ı ile birlikte 30/04/2008 tarihinde, benzin dolu şişeyi ateşlemek suretiyle katılana ait ikametin balkonuna ikinci defa atarak balkonda bulunan muhtelif eşyaların zarar görmesine neden oldukları, aynı amaç ile sanık …’nun, hükmü temyiz etmeyen sanık …’a, katılanı telefon ile arayarak korukutmasını söylediği, sanık …’nin de; 30/04/2008, 24/05/2008 ve 30/06/2008 tarihlerinde katılanı telefon ile arayarak ” çocuklarının birileri tarafından kaçırılabileceğini ” söyleyerek katılanı tehdit ettiği, sanık …’nun da, 17/05/2008, 24/05/2008 ve 26/07/2008 tarihlerinde katılanı telefon ile arayarak ve ayrıca mesaj çekmek suretiyle ” sen şansını zorluyorsun, senin karını Allah bile kurtaramaz ” şeklinde sözlerle birden fazla kez tehdit ettiği, sanık …’ın azmettirmesi ile sanık …’ın, yaşının küçük olması sebebiyle yargılaması tefrik edilen suça sürüklenen çocuk

…’tan, katılanın aracının üzerine tavuk kanı dökmesini istediği, dosyası tefrik edilen suça sürüklenen çocuk …’un, 26.07.2008 tarihinde, saat 22:45 sıralarında katılana ait …. plakalı aracının camlarına korkutmak amacıyla tavuk kanı döktüğü, bu şekilde sanıkların, üzerlerine atılı olan mala zarar verme ve tehdit suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların ikrar içeren savunmalarına, görgü tespit ve olay tutanaklarına, katılanın anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların, bu şekilde gerçekleştirdikleri sabit görülen eylemlerinin nitelikli mala zarar verme ve tehdit suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabullerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’ nın 308/7 maddeleri uyarınca, mezkur kararın Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olduğu, gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılıp, değerlendirildiği, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, ulaşılan kanaat ve deliller ile sonuç arasında bağ kurulduğu; ve ayrıca sanık …’ın kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığına dair yasal ve yeterli gerekçe gösterilmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılamayacağına ilişkin verilen kararın da yerinde olduğunun anlaşılması karşısında; bu nedenlerle hükümlerin bozulmasını isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar …, … ile sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 12/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.