YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21590
KARAR NO : 2014/13886
KARAR TARİHİ : 09.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kararın sanığa tebliği için adresine çıkarılan tebligatın, adresten ayrılmış olduğunun anlaşılması üzerine merciine iade edildiği halde, usuli tebligat işlemlerinin yapılmadığı, bu nedenle sanığın 19/01/2010 tarihinde mahkemeye vermiş olduğu temyiz dilekçesinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, müşteki … ile birlikte tanık …’dan suça konu aracı satın almaya gittiği, aracın satımına tanıklık yaptığı ve aracı haricen … adına 4900 TL ye satın aldıkları halde kayıt maliki ….’nın il dışında olması nedeniyle aynı gün aracın resmi satışının yapılamadığı, daha sonra sanığın aracın anahtarlarını ve ruhsatını müştekinin annesi ….’dan ”kayınvalidemi alıp getireyim” demek suretiyle aldığı, yanına kimliği tespit edilemeyen bir şahsı alıp kayıt maliki…’nın yanına gittiğ, yanındaki şahsı … gibi tanıtarak aracın resmi satışını sanığın üzerine alacaklarını söyledikleri ve bu suretle aracın resmi satışını kayıt maliki…’dan kendi üzerine aldığı, bu suretle üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık, müşteki ve tanıklar ifadeleri, araç satış sözleşmesi ile tüm dosya kapsamından suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini ;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 60 gün ”, ”50 gün” ve ”1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün”,” 4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.