YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17065
KARAR NO : 2014/9308
KARAR TARİHİ : 12.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekin yolda yürürken, daha önceden tanımadığı bir şahsın müştekiye bozuk Türkçe ile “yabancı olduğunu, İran’dan geldiğini, altın getirdiğini” söylediği ve bir kuyumcu adresi sorduğu, daha sonra bu şahıs müştekinin yanında dururken sanığın, müştekinin yanına geldiği ve müştekiye “arkadaşın ne sorduğunu” söylediğini, müştekinin de “adres sorduğunu” söylemesi üzerine, sanığın ilk şahıs ile konuşmaya başladığı, konuşma sırasında ilk gelen şahsın altın getirdiğini söylediği ve müştekiye “altınları alır mısın?” diye sorduğu, sanığın araya girerek “ben alacağım, sen alır mısın?” diye müştekiye sorduğu, müştekinin de “güvenmiyorum, alamam” dediği, daha sonra ilk şahıstan sanığın 1000 TL civarında para ödeyerek altın gibi gözüken şeffaf bantla sarılmış bir çakmak aldığı ve sanığın müştekiye “ben kuyumcuyum, sende bir tane al, eğer problem olursa bana getirirsin, ben alırım” şeklinde söylediği, bunun üzerine oluşan güven ile müştekinin ilk gelen şahıstan 1000 TL ödeyerek çakmağı aldığı, sanığın, müştekiye güven sağlanması açısından telefon numarası verdiği ve oradan bu üç kişinin ayrıldığı, daha sonra müştekinin aldığı çakmağın sahte olduğunu anladığını, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve müşteki beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla, hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “60 gün”, “30 gün” ve “600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün” ve “40 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.