Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20910 E. 2014/5329 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20910
KARAR NO : 2014/5329
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumu zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’nin, … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nde hizmetli kadrosunda çalıştığı, ancak eleman yetersizliği nedeniyle muhasebe servisinde ve ihtiyaç duyulduğunda da diğer servislerde görev yaptığı, Sanık …’in ise, sanık …’nin, mahalleden bir arkadaşı olduğu, kurumun Bağkur sigortalısı olan sanık …’in, kurumdan hiçbir iade alacağı olmadığı halde, iade alacağı varmış gibi 23.05.2008 tarih ve 30588 sayılı, … İl Müdürlüğü antetli yazıyı sahte olarak oluşturularak ve müdürlük muhasebecisi tanık …’nun imzasının da sahte olarak atılarak, 13.100 TL paranın, kurumun … Bankası hesabından, sanık … in … Şubesindeki hesabına havale ettirildiği, sanık …’in talimatı üzerine, paranın diğer sanık … tarafından aynı gün çekildiği, bu durumun banka dekontlarından açıkça tespit edildiği, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda, Sanık … hakkında 30.12.2008 havale tarihli iddianame ile açılan kamu davasında, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22/04/2009 tarih ve 2008/333 Esas, 2009/104 Karar sayılı ilamı ile kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık, resmi evrakta sahtecilik suçlarından mahkumiyet kararı verildiği, aynı iddialarla açılan bu dosyadaki suç tarihlerinin, 01.05.2008, 08.07.2008, 14.07.2008, 21.07.2008, 11.09.2008, ve 25.09.2008 olduğu ve yargılama sonunda sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinin tatbik edildiği, bu dava dosyasındaki eylemin suç tarihinin ise 23.05.2008 olduğu, sanık …’in Sakarya 2. Ağır Ceza mahkemesinin 2008/333 E, 2009/104 karar sayılı dosyadaki yargılandığı suçlar ve suç tarihleri de göz önünde bulundurularak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/7. maddesi uyarınca ret kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, sanık …’in, aksi ispat edilemeyen savunmasına göre mahalleden arkadaşı olan …’in gün parasını hesabına yatırmasını rica ettiği, …’nin, kendisine birçok kişiye borçlu olduğunu, kendi hesabına yatırması halinde bu paraya haciz konulabileceğini söylediği, sanık …’in ise sanık …’nin bu sözlerine itibar ederek kendi hesabına suça konu paranın havale edilmesine izin verdiği,…’ın 19.11.2009 tarihli yazı cevabı ve ekindeki dekontun da sanığın savunmasını doğruladığı, ayrıca söz konusu paranın, sanık … tarafından çekildiği, bu nedenlerle sanık …’in üzerine atılı suçları işlediğine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.