YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17705
KARAR NO : 2014/11187
KARAR TARİHİ : 04.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin bankamatiktan para çektiğini gören sanık ve temyiz dışı sanık …’ın müştekiyi takibe aldıkları, temyiz dışı sanık …’ın müştekiye ”hemşerim ben yabancıyım, üzerimde ziynet eşyaları var, burada kapalı bir yer varmış” dediği, bu sırada müştekinin yanına gelen sanığın ”kapalı çarşıyı soruyor galiba” diyerek konuşmaya müdahil olduğu, bu sırada temyiz dışı sanık …’ın cebinden 5-6 tane saat çıkartarak müştekiye bu saatlerin çok değerli olduğunu, satmak istediğini söylediği, sanığın da kendisinin kuyumcu olduğunu, saatten anladığını, bu saatlerin çok değerli olduğunu söylediği, temyiz dışı sanık …’ın saatlerin tanesinin 800 TL olduğunu söylemesi üzerine sanığın kendisinin saatleri alacağını ancak üzerinde sadece 800 TL olduğunu, kendisine para verirse diğer saatleri de alacağını, karşıdaki kuyumcu dükkanının kendisine ait olduğu, hemen parayı getireceğini söyleyerek müştekiden para istediği, müştekinin de üzerinde bulunan 480 TL’yi sanığa verdiği, sanığın karşıda bulunan kuyumcu dükkanını göstererek müştekiye yarım saat sonra dükkana
gelmesini, parayı orada vereceğini söyledikten sonra ortadan kaybolduğu, yarım saat sonra kuyumcu dükkanına giden müştekinin kandırıldığını anladığı olayda, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyumluk yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üst soyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.