Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18974 E. 2014/3819 K. 03.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18974
KARAR NO : 2014/3819
KARAR TARİHİ : 03.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sosyal Güvenlik Kurum Başkanlığı Kontrol memurluğu tarafından,…Özel Bina İnşaatı unvanlı işyerinde yapılan denetim neticesinde; işletmenin sahibi ve yetkilisi olan sanık …’nin, 2007 ve 2008 yıllarında, sanıklar … ile … adlı kişilerin iş yerinde fiilen çalışmadıkları halde sigortalı olarak çalıştıklarına dair sigortalı bildirimlerinin düzenlenmesini şirketin muhasebecisi olan sanık …’dan istemesi üzerine, fiilen çalışmaları bulunmamasına rağmen sanıklar … ile …’nun katılan kuruma sigortalı olarak çalıştıklarına dair bildirim belgelerinin sanık … tarafından düzenlenerek gönderildiği, sanık …’nun tedavi giderine ilişkin sağlık güvencesi kapsamında yapılan 81 TL bedelindeki harcamanın katılan kurum tarafından ödenmesine sebebiyet verildiği, bu şekilde sanıkların sahte belge düzenleyerek kamu kurumu zararına haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılan kurumun iddialarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıklar … ile …’ın aşamalarda verdikleri ifadelerinde; iş yerinde fiilen çalıştıklarına dair savunmalarının aksinin kanıtlanamadığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun 27.05.2008 tarihli yazısına göre de sanıkların fiili çalışmalarına ilişkin prim ödemelerinin katılan kuruma ödendiğinin anlaşılması karşısında; sanıkların üzerlerine atılı olan resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediklerine dair savunmalarının aksine, mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğin gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 03/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.