YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12664
KARAR NO : 2014/5173
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılığa teşebbüs, cinsel taciz
HÜKÜM : Mahkûmiyet,temyizin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyiz harcı tahsiline dair 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 1/a bendinin, Anayasa Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 20/10/2011 gün ve 2011/154 esas, 2011/142 sayılı kararı ile iptal edildiğinden, mahkemenin temyiz harcı ödenmemesi nedeniyle temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 26/06/2010 tarihinde müşteki…’i telefonla arayarak doktor olduğunu söyleyip, müştekinin maddi durumunun iyi olmadığını bildiğini, eşinin rahatsızlığından dolayı ilaç yazacağını, maddi yardım yapacağını, kömür yardımında bulunacağını söyleyerek … Müzesi civarında buluşmayı kararlaştırdıkları, sanığın müştekiye “lazım olabilir” diyerek buluşma yerine gelirken yanına biraz para almasını söylediği, müştekinin olay yerine oğlu ile birlikte gittiği, sanık ile kararlaştırdıkları yerde buluştuğu, sanığın müştekiye “yazıhaneme gidelim, sana orada kömür ve yardım çeklerini yazıp vereceğim” diyerek koluna girdiği sırada müştekinin şüphelenmesi üzerine sanığın kaçamadan yakalandığı, bu şekilde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğu, bu olaydan 2 gün önce ise yolda yürüyen katılan …’un yanına gelen sanığın, katılana “annen baban evde mi?, sana kanım ısındı, yardım yapacağım, kuleye gidip sana elbise alalım, sağlık durumun nasıl, … oluyor musun?, … ne renk ?” diyerek sözlü olarak rahatsız ettiğinin anlaşıldığı olayda ise eyleminin cinsel taciz suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
a-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
b-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyumluk yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üst soyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 30 gün ”, “15 gün” ve “300 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün” ve “40 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, yine her iki suçtan kurulan hüküm fıkralarından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümünün tamamen çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ifadesi eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.