YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10534
KARAR NO : 2014/4478
KARAR TARİHİ : 11.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen 01/05/2006 tarihli mahkumiyet kararının, zorunlu müdafii olarak görev yapan Av. …’nin yüzüne karşı tefhim olunmasına rağmen, adı geçen müdafii tarafından süresinde temyiz edilmediği anlaşılmış ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.06.2009 gün ve 104/183 sayılı kararında da açıklandığı üzere, kendilerine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan sanığa gerekçeli kararın tebliğ olunmaması karşısında; temyiz istemlerinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … Eczanesinin sahibi olan şikayetçi …’nın yanında çalışan …’ı … Bankası … Şubesine kendi hesabına 9.000 TL para yatırması için gönderdiği, …’ın …Bankasına gidip ikinci kata çıktığı, önceden şikayetçiler ile ilgili bilgi topladığı anlaşılan sanığın …’ı görünce “… Eczanesi’nden mi geliyorsun, ben bankada çalışıyorum” diyerek eczanenin telefon numarasını istediği, bir
süre telefon ile konuşuyormuş gibi yaparak …’a “parayı ver yatırayım” dediği ve poşet içerisindeki parayı aldığı, bu şekilde sanığın, şikayetçilerin iş yerleri ile ilgili bilgi verip, telefon ile konuşuyormuş gibi yaparak hileli davranışları ile ikna ettiği…’tan parayı almak suretiyle haksız menfaat sağladığı anlaşılmakla, atılı suçun sübut bulduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.