YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10786
KARAR NO : 2014/4442
KARAR TARİHİ : 11.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar … ve … hakkında verilen beraat kararlarına yönelik bir temyiz talebi bulunmadığından, sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ın, asker arkadaşı olan katılanı telefon ile arayarak … amca diye hitap ettiği kişinin tarlayı sürerken 1.000 adet altın bulduğunu söyleyip, bu altınları elden çıkarmak için katılandan yardım istediği, bunun üzerine katılanın 23/12/2008 günü…’ye gittiği, sanık …’nin yanında bulunan ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen iki kişi ile birlikte katılanı karşıladığı ve bu şahısların 3-4 tane altını numune olarak katılana verdikleri, katılanın numune olarak verilen bu altınları İstanbul’a götürürek kuyumculara gösterdikten sonra gerçek olduğunu anlaması üzerine, 28/12/2008 günü kalan altınları satın almak amacıyla babası ile birlikte tekrar …’ye gittiği, sanığın, … amca ve onun oğlu olarak tanıttığı şahıslar ile birlikte katılanı ve babasını karşılayarak … Mahallesine götürdükleri, …’nın oğlu olarak tanıtılan şahsın altınları alıp
geleceğini söyleyerek yanlarından ayrıldıktan bir süre sonra elinde bir çanta ile geldiği ve 5.000 TL verdikleri taktirde çantayı vereceğini söylediği, katılanın da yanında bulunan 4.500 TL’yi bu şahsa vererek çantayı aldığı, sanık ve yanındaki şahısların parayı aldıktan sonra katılanın ve babasının yanından kaçarak uzaklaştıkları, katılanın çantayı açtığında içinde altın görünümlü demir pullar olduğunu görmesi üzerine dolandırıldığını anlayarak polise başvurarak şikayetçi olduğu anlaşılmakla; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 51/2 maddesine göre, cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabileceği, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edileceği, koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverileceği hükmüne yer verildiği, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen aynı kanunun 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı kanunun 51. maddesinde bir koşul olarak gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbir şartına bağlı tutulması imkanının bulunmadığı, böyle bir uygulamanın, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık veya sanıklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacının da bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanık hakkında ertelemenin, katılanın uğradığı zararın giderilmesi şartına tabi tutulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 51/3. maddesine göre denetim süresi belirlenirken gerekçe gösterilmeden en üst sınırdan uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün” ve “2.400 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve TCK’nın 51/3. maddesi gereğince “3 yıl” olarak belirlenen denetim süresinin “1 yıl” olarak değiştirilmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/03/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.