YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8058
KARAR NO : 2014/7466
KARAR TARİHİ : 17.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklar …, …, … ile temyiz dışı sanık …’nın müşteki şirketten nakliye amacıyla alacakları malları piyasada satarak dolandırıcılık yapma hususunda daha önceden aralarında anlaştıkları, bu çerçevede sanık …’ün 18.07.2006 tarihinde müşteki …’ın depolama ve sevkiyat müdürü olarak çalıştığı… Turyağ Şirketini sabit telefondan arayarak kendisini … olarak tanıttığı, daha sonra kamyonu olduğunu, … tarafına yük götürebileceğini belirtip, taşınacak yük olup olmadığını sorduğu, sanık …’ın daha önce … İlçesinde bir dolandırıcılık olayına karıştığı için uyarılmış olan depo yetkililerinin sanığı yakalatmak amacıyla yük olduğunu bildirerek jandarmaya haber verdikleri, akabinde sanık …’ın daha önceden müşteki …’den kiralamış olduğu … plaka sayılı kamyon ile adı geçen şirkete geldiği, burada sanığa ait aracın şirket görevlilerince yükleme rampasına yanaştırıldığı, deterjan yüklenerek ürün irsaliyesi ve nakliye faturasının kesilip verildiği, bir müddet sonra da şirkette bulunan sivil kişiler tarafından sanığın yakalanarak kolluk güçlerine teslim edildiği, sanık …’ın beyanları üzerine şirket yakınlarında bulunan bir benzinlikte sanık …’ı bekleyen diğer sanıkların da kolluk güçlerince yakalandıkları, yapılan arama sonucunda sanık …’nun üzerinde … adına tanzim edilmiş sahte nüfus cüzdanının ele geçirildiği, bu şekilde sanıkların atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık savunması, yakalama tutanağı, ekspertiz ve bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’nun temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar …, … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanıklar …, …, … ve temyiz dışı sanık …’nın müşteki …Turyağ Şirketinden nakliye amacıyla alacakları malları ilgili yere götürmeyip piyasada satarak menfaat temin etme hususunda aralarında anlaştıkları, daha önceki tarihlerde sanık … tarafından buna benzer eylemlerin yapıldığını öğrenen müşteki şirket çalışanlarının durumu kolluk güçlerine bildirmeleri sonucu kiralamış olduğu kamyon ile adı geçen şirkete yük almaya gelen sanık …’ın ve daha sonra diğer sanıkların yakalandıkları olayda, sanıkların söz konusu eylemi gerçekleştirmeye çalışırlarken herhangi bir şekilde hileli hareketlerde bulunmadıkları cihetle, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği, bu nedenle sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 155/2, 35. maddeleri kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.4.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.