Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/10259 E. 2014/11243 K. 05.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10259
KARAR NO : 2014/11243
KARAR TARİHİ : 05.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın … Mahallesi Muhtarlığına giderek kendisini kardeşi katılan … olarak tanıttığı ve nüfus cüzdanını kaybettiğini söyleyerek muhtardan nüfus cüzdanı talep belgesi aldığı, bu belge ile Nüfus Müdürlüğü’ne giderek kendi fotoğrafının olduğu … adına nüfus cüzdanı çıkarttığı, nüfus cüzdanı talep belgesini de … olarak imzaladığı, daha sonra sanığın bu sahte nüfus cüzdanını kullanarak ve kendisini … olarak tanıtarak Denizbank … Şubesi’ne müracaat ederek kredi talebinde bulunduğu ve 3.125,00 TL kredi çektiği, sanığın yine Garanti Bankasından kredi almak için telefon ile müracaat ettiği, ancak sanığın bu talebinin banka tarafından reddedildiği ve eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, daha sonra sanığın yine aynı kimlikle Finansbank’a müracaat ederek kredi kartı talebinde bulunduğu, banka müşteri hizmetlerinin katılan …’ın arandığı, katılan …’in banka şubesine gelerek kredi kartı talebinde bulunmadığını söyleyerek durumun araştırılmasını istediği ve kredi kartı ile ilgili belgelere baktığında kendisi adına kredi kartı talebinde bulunanın kişinin ağabeyi olan sanık olduğunu anladığı, sanık yakalandığında da kendisini polis memurlarına … olarak tanıttığı ve bu isimle ifade verdiği, parmak izi incelemesi ve katılanın teşhisi üzerine kendisini … olarak tanıtan sanığın gerçek kimliğinin anlaşıldığı, sanığın zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik, Finansbank ve Garanti Banakası’na karşı ayrı ayrı nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, Denizbank’a karşı nitelikli dolandırıcılık ve başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan cezalandırılmasının talep edildiği somut olayda;
A-Garanti Bankası’na yönelik dolandırıcılığa teşebbüs suçundan ve başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan beraatine
dair O yer Cumhuriyet Savcısı’nın, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın yakalanmasından sonra poliste alınan 13.05.2013 tarihli ifadesinde kendisini … olarak tanıtmış ve … ismiyle ifade vermiş ise de, sanığın daha sonra yine poliste kendisinin … olmayıp … olduğunu kabul ettiği, sanığın kendisini Sefer … olarak tanıtması sonucunda yakalanmaması halinde katılan …’ın herhangi bir suçla ilgili takibata maruz kalmasının söz konusu olamayacağı, sanığın işlediği dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını gizlemek için bu şekilde beyanda bulunduğu ve bu nedenle başkasına ait kimliği kullanma ve iftira suçunun unsurlarının suç konusu olayda oluşmayacağı anlaşılmakla, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Denizbank’a yönelik dolandırıcılığa teşebbüs suçundan beraatine dair O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hapis cezasının yanında hükmedilen gün adli para cezasının adli para cezasına çevrilirken uygulama maddesinin gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasına “sanık hakkında hapis cezasının yanında hükmolunana 260 gün adli para cezasının TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usül ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C-Finansbank’a karşı nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs sularından verilen mahkumiyet kararına karşı O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 37/2. maddesinde yer alan “kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” şeklindeki düzenlemenin sözleşmenin imzalanmasını da kapsayacak aşamaya kadar uygulanabileceği, kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra kartın üretilmesi halinde 5237 sayılı TCK’nın 245/2, sahte üretilen bu kartın kullanılarak menfaat temin edilmesi halinde ise ayrıca 245/3.
maddesine temas eden suçu oluşturacağı ve suçtan zarar görenin adı geçen banka olduğu cihetle; sanığın, kardeşi adına oluşturulmuş sahte nüfus cüzdanı ile Finansbank’a kredi kartı talebiyle başvurup sözleşme imzaladığı, ancak nüfus cüzdanının sahte olduğunun anlaşılması üzerine, kredi kartının sanığa teslim edilmediğinin iddia ve kabul olunmasına göre; kredi kartı sözleşmesini imzalayan sanığın talebi sonucu düzenlenmiş kredi kartı bulunup bulunmadığının ilgili bankadan sorulup, buna ilişkin kayıtların celbi ile kredi kartı veya kart numarası bulunması halinde eylemin, TCK’nın 245/2. maddesindeki “kredi kartının sahte olarak üretilmesi” suçunu, kredi kartının düzenlenmemesi halinde ise 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 37/2. maddesindeki suçu oluşturacağı gözetilmeden, sanığın banka araç olarak kullanılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.