Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1532 E. 2014/16335 K. 14.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1532
KARAR NO : 2014/16335
KARAR TARİHİ : 14.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır
Somut olayda; sanık …’ün şikayetçi ile kardeşini … firmasında işe sokmak konusunda yardımcı olacağını söyleyerek internet üzerinden form doldurmaları gerektiğini belirttiği, şikayetçinin kardeşi ve kendi formunu doldurarak …’a verdiği, …’ın 5 ay kadar sonra telefon ederek ceza evinde olduğu için işleri ile ilgilenemediğini, işin artık hızlanacağını söyleyerek staj dosyası, hastane raporu gibi belgeler istediği, şikayetçinin bu evrakları da düzenleyerek sanığa verdiği, daha sonra sanığın … firmasından arandığını, şikayetçinin lojman tahsisi için 800 TL parayı …’ın … Bankası’ndaki 4910059101225008 numaralı hesabına yatırması gerektiğini söylediği, şikayetçinin istenen parayı bu hesaba yatırdığı, aradan uzun zaman geçmesine karşın sanığın işe sokma vaadinin gerçekleşmediği, şikayetçinin şüphelenerek Kayseri’de bulunan … Fabrikası’na gittiğinde kendileri adına yapılmış bir iş başvurusu ya da lojman tahsisi olmadığını öğrendiği, sanığın bu şekilde şikayetçiyi dolandırdığı; sanık savunmaları, şikayetçi beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla mahkemenin sübutu kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine; ancak
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak “50” gün” “1000TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, “5 gün” ve “100TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14/10/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.