Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13806 E. 2014/5694 K. 26.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13806
KARAR NO : 2014/5694
KARAR TARİHİ : 26.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın … isimli şirketin sahibi ve yetkilisi olduğu, şirketin yurt içinde ve yurt dışında inşaat işleri aldığı, eylem birliği içersinde hareket eden sanıkların, gerçekte … İnş. Mak. Kim. … İzolasyon San. Tic. Aş isimli bir şirket olmadığı halde böyle bir şirket varmış gibi göstererek internet yolu ile katılana …’ın … kentinde yapılacak olan … fabrikasının izolaşyon işini aldıklarını, bu işi …’deki bir inşaat firmasını yaptıracaklarını söyleyerek fiyat vermeleri için katılanın yetkilisi olduğu şirkete teklif gönderdikleri, katılanın verdiği fiyatı uygun bulduklarını söyleyerek teklifin onaylandığına dair bir belge fakslayıp fotokopi niteliğindeki bir takım belgeleri de kullanmak suretiyle katılanı …’da izolasyon işlerinde çalıştırmak üzere işçi götüreceklerine inandırarak işçi listesi istedikleri, katılanın da sanıklara inanarak işçi listesini sanıklara gönderdiği, 27/12/2007 tarihinde sanıklardan … ‘ın katılanın iş yerine geldiği, burada gerçekte … A.Ş isimli bir şirket olmamasına rağmen yaptırmış olduğu şirket kaşesini kullanarak sanki bu şirketin yetkilisiymiş gibi katılanın sahibi olduğu şirket ile sözleşme imzaladığı, sözleşmenin konusunun … İnşaatın … firmasından almış olduğu, … ‘ın … Kentindeki …Kimya Tesisi projesi dahilinde… aliminyum … İzolasyon işinin … Grup tarafından yapılacağına ilişkin olduğu, gerçekte … firması ile bir ticari ilişkinin bulunmadığı, 28/12/2007 tarihinde ise sanık … ile … İnşaatın sahibi olduğunu söyleyen diğer sanık … ‘ün birlikte katılanın iş yerine geldikleri, yapılan sözleşmeyi inceledikten sonra 5.000 TL nakit teminat istedikleri ancak katılanın nakit para vermek istemeyip teminatı yatırmak için hesap numarası istediği, sanıkların şirkete ait hesap numarası yerine kişisel hesap numarası vermeleri üzerine katılanın şüphelendiği, kendisine para makbuzu imzalamalarını istediği, sanıkların 5.000 TL alındığına ilişkin para makbuzu imzaladıkları, ancak katılanın yaptığı araştırma sonunda… A.Ş isimli bir şirketin olmadığını, …’daki işin sahibi olan … isimli şirketin sanıkları tanımadığı gibi aralarında ticari bir ilişkinin de bulunmadığını öğrendiğinin anlaşıldığı olayda, sanıkların eylemlerinin özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçeli kararda 5271 sayılı CMK’nın 231/b bendlerinde düzenlenen sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması karşısında sanıklar hakkında 231. maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
a-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
b-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve sanık … müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 100 gün ”,” 25gün ” ve “ 500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün”, ”1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, yine 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkralarından tamamen çıkartılıp yerine, ” 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.