YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14931
KARAR NO : 2014/5940
KARAR TARİHİ : 31.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, asker arkadaşı olan katılanı telefonla arayarak akli dengesi yerinde olmayan ve aynı zamanda tanıdığı olan …’da çok sayıda altın bulunduğunu, kendisine ucuza satabileceğini söyleyerek katılanı …’a çağırdığı, katılanın yanında babası tanık… olduğu halde birlikte sanığın yanına gittikleri, orada sanık ve … olarak tanıtılan kişiyle buluştukları, sanığın torba içinde altına benzer malzemeleri göstererek katılandan 40.000,00 TL’yi aldıktan sonra altınları getireceğini bahane ederek yanlarından ayrıldığı ve plakası belirlenemeyen bir arabada bekleyen … adındaki kişinin arabasına binerek ortalıktan kaybolduğu anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Cumhuriyet Savcısının mütalaasını verdiği ve hükmün açıklandığı 12.03.2009 tarihli oturumda sanık müdafiine son söz yerine geçecek şekilde esas hakkındaki savunmaları sorularak tutanağa geçirildikten sonra herhangi bir işlem yapılmayarak duruşmaya son verilmesi karşısında, savunma hakkının kısıtlandığından söz edilemeyeceği, ayrıca mahsup işleminin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden buna ilişkin kanun maddesinin gösterilmemesinin esasa etkili olmadığı anlaşılmakla, bu yönlerden bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.