Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13080 E. 2014/5730 K. 27.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13080
KARAR NO : 2014/5730
KARAR TARİHİ : 27.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında tehdit suçundan cezalandırılması için açılan davada karar verilmemiş ise de, bu suçla ilgili zamanaşımı süresi sonuna kadar karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; katılan …’ın sanık … ile arkadaş olduğu ve paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek ondan yardım istediği, sanık …’un mağdura 3.000 TL para bulabileceğini söyleyerek, karşılığında suça konu katılanın eşi …’ın borçlu, katılan …’ın müteselsil borçlu kefil olarak imzaları bulunan 4.500 TL bedelli bonoyu aldığı ancak sanık …’un katılana vaat ettiği 3.000 TL yi vermediği, daha sonra sanıklar … ve …’nın söz konusu bonoyu tahrif edip … Fizik İhtisas Dairesinin 11.08.2008 tarih ve 6186 sayılı raporunda belirtildiği şekilde miktarın yazı ve rakam ile belirtildiği bölümlerin başında bulunan 1 ve 10 yazısını ilave ederek bonoyu 14.500 TL bedelli hale getirdikleri, sanık …’ın bu bonoyu tanık … da olduğu halde mağdura göstererek ödemesini istediği, sonrasında söz konusu bononun … İcra Müdürlüğü’nün 2008/1381 takip sayılı dosyasında alacaklısı …, borçluları… ve … olacak şekilde tahsile konulduğu, mağdur … ve eşi senet borçlusu … tarafından borca ve senede itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmakla, sanıkların resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırılığa teşebbüs suçlarını işlediklerine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçunda uygulanan hapis cezaları alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezaları belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
2-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçunda belirlenen gün para cezası, adli para cezasına çevrilirken Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
3-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, dolandırıcılık suçlarına ilişkin hüküm fıkralarından “1500 gün”, “750 gün” ve “625 gün” “12500 TL adli para cezası” ifadelerinin yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün” “1 gün” ve “20 TL adli para cezası” yazılması,adli para cezasının gün para cezasına çevrilmesine ilişkin bölüme “günlüğü” ibaresinden önce gelmek üzere “TCK’nun 52/2. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.