Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21439 E. 2014/13728 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21439
KARAR NO : 2014/13728
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu,TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir.Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için,ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın
aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür.Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır.
Sanık …’in 8.000 TL bedelli çeki katılandan 01/10/2007 keşide tarihli olarak aldığı, ibraz süresini kaçırdıktan sonra keşide tarihini 05/11/2007 olarak değiştirdiği ve çeki söz konusu sahteciliği bilen diğer sanık …’a ciro ederek verdiği, sanık …’ın da 05/11/2007 tarihinde çeki bankaya ibrazında karşılığının çıkmadığı, çekin keşide tarihinin yazılı olduğu kısım incelendiğinde keşide tarihinin 01/09/2007 olduğu, bu tarihin katılan tarafından 01/10/2007 olarak düzeltilerek paraf edildiği, daha sonra üzeri çizilerek üzerine 05/11/2007 tarihinin yazılı olduğu ancak bu tarih değişikliğini teyit eden imza veya parafın yer almadığı, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğunun iddia edildiği olayda, sanık …’in “katılanla bir ev alım- satım ilişkisinin olduğu, katılanın evi kendisinden 70.000 TL bedelle aldığı ve karşılığında değeri belirlenmiş mermer vermeyi kabul ettiği, 43.000 TL’lik mermer verdikten sonra geri kalan kısım için katılanın para vermeyi teklif ettiği ve çek verdiği, kendisinin katılandan almış olduğu dava konusu 8.000 TL bedelli çeki aynı gün borç para almış olduğu tanık …’ya vermek istediği, …’ın çeki teyit etmek için katılanla görüştüğü ve katılanın çekte sorun olmadığını ödeyeceğini söylemesi üzerine tanığın sanık …’nın vermiş olduğu çeki aldığı, çekin ödeme zamanı yaklaştığında da kendisinin aldığı parayı ödeyerek çeki tanık …’dan geri aldığı ve çeki diğer sanık …’a verdiği, çekin ödeme tarihi yakın olduğu için ödeyip ödeyemeyeceği hususunda kendisi ile Şerafettin’in katılanın iş yerinde görüştükleri, katılanın çeki ödemek için biraz daha süre istediği ve keşide tarihini kendilerinin yanında 01.10.2007 olarak değiştirdiği ve değişikliği parafladığı daha sonra aynı gün vadeyi tekrar uzatmak amacıyla keşide tarihini 05.11.2007 olarak kendisinin katılanın yanında değiştirdiği, tarih bölümündeki değişiklikte paraf olduğundan ikinci değişikliğin de paraf edilmesi gerektiğini bilmediği” yönündeki savunması, sanık …’nın katılan ile arasındaki ev alım-satım protokolünün suretini dosyaya sunması ve savunmasında belirtmiş olduğu ilişkinin protokolden de anlaşılması, tanık …’ın çek kendisine verildiğinde tarih kısmında herhangi bir değişikliğin yapılmamış olduğu ve çeki sanık …’dan almadan önce katılanla görüştüğü yönündeki beyanı, tanık …’nın sanık …’in kendisini arayarak katılanın çeklerinde bir problem olup olmadığını sorduğu yönündeki beyanı karşısında, sanıkların savunmalarının aksine müsnet suçlardan mahkumiyetlerine yeter nitelikte, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.