Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21455 E. 2014/13866 K. 09.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21455
KARAR NO : 2014/13866
KARAR TARİHİ : 09.07.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre dolandırıcılık)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm fıkrasında, başvurulacak kanun yolunun, süresinin ve şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiğinden ve incelemeye konu hükümde başvurulacak kanun yolu yanlış olarak belirtildiğinden temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Olay günü olan 18/12/2009 tarihli müdahil …’ın emekli maaşını çekmek üzere Halk Bankası’na giderek maaşını aldığı, daha sonra …. Mahallesi… İş Merkezi içinde bulunan … isimli çay ocağına giderek çay içtiği sırada sanığın yanına gelerek kendisiyle sohbet etmeye başladığı, birlikte çay içmelerinden sonra da dışarı çıkmayı müdahile teklif etmesi üzerine birlikte …. ili …. Sokak üzerinde …’a doğru yürümeye başladıkları sırada sanığın 500 Peru parasını cebinden çıkartarak müdahile uzattığı ve oğlunun …’da kaza yaptığından hayır dağıtmak istediğinden bu paranın dolar olduğunu ve değerinin 600 TL olduğunu söyleyerek müdahile “sen bana üstüne 500 TL ver, kalan 100 TL benim hayrım olsun” diye teklifte bulunduğu, müdahilin de bu teklifi kabul ederek 500 TL parayı sanığa vermesinden hemen sonra sanığın müdahile hitaben “oğlum …’dan bana gömlek, parke getirmiş, sen burada bekle, arabadan hemen bir tane getirip sana vereyim” diyerek yanından ayrıldığı ve bir daha dönmediği; sanığın bu şekilde üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; katılan ve sanığın ifadeleri, canlı teşhis tutanağı,olay yeri CD izleme tutanağı,sanık savunması ile tüm dosya kapsamına göre basit dolandırıcılık suçunun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma; sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.