Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/6694 E. 2014/15805 K. 09.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6694
KARAR NO : 2014/15805
KARAR TARİHİ : 09.07.2014

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili müvekkilinin, davalı …’na bağlı ….. Devlet Hastanesi’nde 23/03/1999 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını ve emekli olduğu 07/05/2012 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, işten emekli olarak ayrılmasına rağmen kıdem tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, zamanaşımı savunmasında bulunmuş; müvekkili Bakanlığa husumet yöneltilemeyeceğini, zira müvekkili idarenin ihale makamı olup yüklenici firmalar ile aralarında alt-üst işveren ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK.nun 107. maddesinde, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya değerin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği, ayrıca kısmi eda davasının açılabildiği hallerde tespit davası da açılabileceği ve bu durumda hukuki yararın var olduğunun kabul edileceği, 109. maddesinde ise talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği, talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açılması halinde dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği bildirilmiştir.
Görüldüğü gibi her iki dava çeşidinde de açılabilirlik şartı, alacağın konusu miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmamasıdır. Her iki dava çeşidinde de dava açan alacağın asgari bir miktar ve değerini belirterek talepte bulunmaktadır.
Dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı, neye karar verilmesini istiyorsa onu açık şekilde yazar. Kısmi davada, davacının dilekçesinde kısmi dava açtığını açıkça bildirmesi gerekir. Belirsiz alacak davasında ise alacağın miktarının belirlenmesi açıkça talep edilmelidir.
Talep sonucu açık değil ise mahkeme, talep sonucunu açıklattırmalıdır. Bundan başka talep sonucunun açık olmaması halinde, dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığında bir yoruma tabi tutularak davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemek hakimin ödevidir.
Somut olaya gelince, her ne kadar dava 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmış ise de; davacı vekili dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğu yönünde bir açıklamada bulunmadığı gibi talep ettiği alacakların miktarının belirlenmesini de istememiştir. Dava dilekçesi içeriğinden davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmakta olup sonradan ıslah dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğunun bildirilmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır.
Davacı kısmi dava açmış ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Islah dilekçesi ile de talep miktarını artırmıştır. Islahla artırılan fazla çalışma ve yıllık ücretli izin alacaklarına ıslah tarihinden itibaren itibaren faiz uygulanması gerekirken, belirtilen alacakların tümü için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olup bu durum bozma sebebi ise de; anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün fıkrasının 1. maddesinin (b) bendi ile 2. maddesinin hükümden çıkarılarak yerine;
“b) Net 5.369,25 TL fazla çalışma ücret alacağının; 5.000,00 TL’sinin dava tarihinden, bakiye 369,25 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2) Net 5.532,79 TL yıllık ücretli izin alacağının; 2.500,00 TL’sinin dava tarihinden, bakiye 3.032,79 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 09/07/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.