YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16664
KARAR NO : 2014/3124
KARAR TARİHİ : 19.02.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın, damadı olan tanık …’ın … Tuhafiye Tekstil San ve Tic. Ltd. Şti. Metropolitan” isimli firmaya olan birikmiş borçlarını kapatmak üzere alacaklısı sanık … borçlusu katılan … olarak düzenlenmiş 18.11.2005 tanzim tarihli, 14.11.2005 vadeli 110.000 TL bedelli suça konu senedi imzalayarak …’a hatır senedi olarak verdiği, bilahare …’ın borçlarını tam olarak ödeyememesi sebebiyle borcunu kapatmak için işletmesini … Tekstil Pazarlama Bilgisayar Yazılım Donanım San. ve Tic. Ltd Şti. ne devrettiği, devir sırasında işletmeyi devralan bu firmanın müştekinin damadının önceden verdiği, çekler ve suça konu bonoyu iade konusunda anlaştıkları, anlaşma üzerine alacaklı olan firmanın ortakları olan sanıklar … ve …’ın …’a ait evrak ve senetleri buarada katılan tarafından imzalanmış 110,000 TL bedelli bonoyu iade edip karşılığında … Tekstil firmasına ait çekleri alarak ayrıldıkları, söz konusu senetlerin aslının bu şekilde aldığını düşünen ve sorumluluğunu ortadan kalktığına inanan katılanın kendisinin ve damadının borçlu olduğu bu senetleri imha ettiği, bilahare İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2006/8689 esas nolu takip dosyasıyla tebellüğ ettiği ödeme emrini görünce yaptığı inceleme sonucu 110,000 TL’lik senedin aslının sanıklarda kaldığı, sanıkların müştekinin imha edeceğini ve üzerinde fazla inceleme yapmayacağını düşünerek aynı şekilde düzenlenmiş sahte bir senedi yukarıda sözü edilen katılanın senedi gibi diğer senetlerle birlikte katılana vererek imhasını sağladıkları, bilahare de katılanın imzasını taşıyan gerçek senedi icra takibine koydukları ve senedin zorunlu unsurlarından olan tanzim tarihinde 18.11.2005 olarak yazan tarihi, ayın gösterildiği bölümdeki (1) rakamını sürşarj yöntemiyle (0) haline getirip tanzim tarihini 18.01.2005 haline getirerek aynı zamanda resmi belge sayılan bonoda sahtecilik suçunu işlediklerinin iddia edildiği somut olayda; sanıkların atılı suçları işlemediklerine dair aşamalarda değişmeyen, istikrarlı ve birbirini tamamlayan savunmaları karşısında, sanıkların atılı suçları işlediklerine dair soyut iddiadan başka mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut deliller elde edilemediği anlaşılmakla, sanıkların beraatlerine ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.