YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/162
KARAR NO : 2014/3134
KARAR TARİHİ : 20.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Emlakçılık yapan sanıkların, satımı konusunda yetkili olmadıkları bir taşınmazın malikinin kendilerine satış için vekalet verdiğini söyleyerek katılanlar ile ön satış sözleşmesi düzenleyerek satış bedelini almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği somut olayda;
Sanıkların emlakçılık faaliyeti karşılığında aldığı bedeller için Vergi Usul Kanunu gereğince serbest meslek makbuzu düzenlemeyip, fatura düzenlemek zorunda bulunduğundan, sigorta acenteliği sıfatının yukarıdaki açıklamalar ışığı altında serbet meslek kavramı içinde değerlendirilmesinin mümkün bulunmaması karşısında, eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği ve üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi’ne görevsizlik kararı verilmesi gerektiğine dair tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
1-Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın savunmasında, eski kocası olan …’in …Emlak isimli iş yerini kendi üzerine açtığını, fiilen işletmeyi sanık …’in idare ettiğini, kendisinin ev hanımı olduğunu, …’in isteği üzerine hesabına gelen parayı çekip iş yerine getirdiğini beyan etmesi, dosya kapsamına göre sanığın katılanlara yönelik hileli bir harekette bulunduğuna dair bir delil bulunmaması karşısında, beraatine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik katılanlar vekili ve sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
İddianamede sanıkların dava konusu suçu soruşturma evrakı tefrik edilip haklarında bu eylem nedeniyle kamu davası açılan … ve … ile fikir ve irade birliği içerisinde gerçekleştirdiklerinin belirtilmesi, katılanın şikayetinin de aynı doğrultuda olması karşısında, adı geçen şahıslarla ilgili tefrik edilen dosyanın araştırılarak, açılan davanın bu dosya ile birleştirilmesi hususunun değerlendirilmesi, bahse konu dava kesin hüküm ile neticelenmiş ise, kesinleşme şerhli gerekçeli kararın onaylı bir örneğinin dosyaya eklenmesi, suça konu taşınmazın sahibi …’ ın dava konusu olayla ilgili tanık olarak beyanının alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Kabule göre,
Sanık hakkında uygulanan hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.