Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/18617 E. 2014/20673 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18617
KARAR NO : 2014/20673
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava Türü : İtirazın iptali

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davalı aleyhinde Bursa 13. İcra Müdürlüğü’nün 2010/13060 sayılı takip dosyası ile idari para cezasının tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını, ancak davalının borca itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, davalının itirazının yerinde olmayıp iptalinin gerektiğini, Kurum tarafından 4857 sayılı İK’nun 101. maddesine (özürlü, eski hükümlü çalıştırma zorunluluğuna uymama) dayanılarak verilen idari para cezalarının yine İş Kanunu’nun açık hükmü karşısında genel hükümlere göre yani 2004 sayılı İcra iflas Kanunu hükümlerine göre takip yapılmasının yasa gereği olduğunu, 442 sayılı tebliğe göre de sosyal güvenlik kurumları tarafından kesilen idari para cezalarının genel bütçeye dahil gelirlerden olmaması nedeni ile kesinleşmesinin gerekmediğini, bu nedenle itirazın iptaline, takibin devamına, davalının haksız itirazı sebebiyle %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, takiple istenilen idari para cezasının takip ve tahsil edilebilmesi için kesinleşmesi gerektiğini, idari para cezasına 18/12/2007 tarihinde Bursa 2. İdare Mahkemesinin 2007/2034 Esas sayılı dosyası ile itiraz edilerek idari para cezasının iptaline karar verilmesi için dava açıldığını, anılan Mahkemenin 21/03/2008 tarihinde görevsizlik kararı verilmesi üzerine müvekkil banka tarafından temyiz edildiğini, temyiz incelemesinin devam ettiğini, alacaklı idarenin icra takibini başlatmakta ve bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine, davacı taraf aleyhine dava konusu tutarın en az %40’ı oranında kötü niyet tazminatına mahkum olunmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Kabahatlar Yasasının 17.maddesinin 3 ve 4.fıkralarında 442 sayılı tahsilat genel tebliğ hükümlerinde sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idari para cezalarının kendi bütçelerine gelir kaydedildiği ve genel bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarının takip ve tahsilinde kesinleşme şartının aranmadığı hususu düzenlenmiş olup, idari para cezasının kesinleşmeden icra takibine konu edilmesinde yasal engel olmadığı, dolayısıyla davacı tarafın itiraz sonucu kesinleşen 67.628,00 TL’lik asıl alacak bölümüne yapmış olduğu itirazın haksız olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından takibe yönelik yapılan itirazın bu miktar yönünden iptaline, takibin devamına, alacağın varlık ve miktarının yargılama ile belirlendiği ve koşulları oluşmadığı ve takibin de kötü niyetli yapıldığı kanıtlanamadığından tarafların kötü niyet ve icra inkar tazminat taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile istek kısmen hüküm altına alınmıştır.
Davalı hakkında davacı kurum tarafından kesilen idari para cezasının yasal dayanağını oluşturan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30 ve 101.maddelerinde idari pera cezasının kesilme şartları ve ölçütleri açıkça yazılı olup davalı banka, kaç özürlü işçi çalıştırması gerektiğini, bu gereği yerine getirmediği takdirde ne kadar idari para cezasına maruz kalacağını bilebilecek durumdadır. Başka bir anlatımla hesaplanabilir ve likit bir alacak sözkonusudur. Bu nedenle, itirazın iptali davasındaki İİK’nun 67/2. maddesindeki %40 ibaresinin 02/07/2012 tarihinde ve 6352 sayılı Kanunun II. maddesi ile %20 olarak değiştirildiği, bu hükmün kamu düzenine ilişkin olup hemen uygulanması gerektiği, icra takip ve dava tarihi dikkate alınmaksızın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği dikkate alınarak davacı kurum yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile talebin reddi hatalı olmuştur.
Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin kötü niyet ve icra inkar tazminatına ilişkin paragrafının tümü ile hükümden çıkarılarak yerine;

“Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine; davacı yararına, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilen 67.268,00 TL’sının %20’si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 11.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.