YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8459
KARAR NO : 2014/16070
KARAR TARİHİ : 10.07.2014
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Bakanlık tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı Bakanlığın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 11.11.1998-04.10.2012 tarihleri arasında davalı idarenin taşeronlarında aralıksız olarak temizlik görevlisi olarak çalıştığını, iş akdinin kendisi tarafından emeklilik nedeniyle sonlandırıldığını, haftada 6 gün 7.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını bildirerek kıdem tazminatı ile fazla mesai, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında dava konusu alacağa uygulanacak faizin hangi tarihten itibaren işletilmeye başlanacağı ve davalı Bakanlık aleyhine harca hükmedilip hükmedilemeyeceği konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 120’nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14’üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
Mahkemece her ne kadar kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden itibaren faiz işletilmesi hüküm altına alınmış ise de; dosya içerisinde bulunan evraklara göre davacının emekli olduğu hususu davalı şirkete 25.12.2012 tarihinde ihtar tebliğ edilmek sureti ile bildirilmiş, davalı idareye ise tarihsiz bir dilekçe ile doğrudan başvuru yoluyla bildirilmiştir. Davalı idareye başvuru tarihi belli olmamakla birlikte, idare 24.12.2012 tarihli yazı ile bu başvuruya cevap vermiş olup, davalı idarenin en erken bu tarihte davacının emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını öğrendiği kabul edilmelidir. O halde kıdem tazminatı yönünden faiz başlangıç tarihi olarak davalı şirket için 25.12.2012 tarihi, davalı Bakanlık yönünden ise 24.12.2012 tarihi esas alınmalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeden kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olduğu gibi hüküm fıkrasında davalılardan….. Bakanlığı harçtan muaf olmasına rağmen bakiye harçtan davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması da hatalı olup, bu hususlar bozma sebebi ise de, bu eksikliklerin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hüküm fıkrasının, “1.” numaralı bendinin silinerek yerine “1- Kıdem tazminatı alacağı talebinin kabulü ile; 19.016,53 TL net kıdem tazminatı alacağının davalı Bakanlık yönünden 24.12.2012, davalı şirket yönünden 25.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, “5” numaralı bendinin silinerek yerine “5-Alınması gereken 2053,08 TL harçtan peşin yatırılan 513,30 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1539,78 TL’nin davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan, davalı şirketten tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 10.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.