Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16569 E. 2014/3160 K. 20.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16569
KARAR NO : 2014/3160
KARAR TARİHİ : 20.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat, güvenlik tedbiri uygulamasına yer olmadığına

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Fi-Fi 2 Römorkör Temini Mal Alım İş Ortaklığı’nın ithal ettiği ve Erenköy Gümrük Müdürlüğünde 18.06.2007 tarih ve IM 076329 sayılı giriş beyannamesine konu malları Kartal 12. Noterliğinin 12.06.2007 tarih ve 26189 yevmiye no’lu vekaletname ile Gümrük idaresi nezdinde gerekli işlemlerin yapılması hususunda yetkilendirilen ve hakkında güvenlik tedbiri uygulaması istenilen Grup Gümrükleme Müşavirlik Ltd. ticari ünvanlı şirket ve şirket adına gümrük müşavir yardımcısı olarak hareket edebilen sanığın, 19.06.2007 tarihinde 8.892 TL KDV’yi ortaklık namına ödemeleri sonrası suça konu malı ilgili gümrük idaresinden alarak vekalet ilişkisi çerçevesinde teslim etmeleri gerekirken, Ortaklığın KDV’den muaf olduklarını o nedenle adlarına sehven ödenen KDV miktarını Grup… Ltd.’ye ödeyemeyeceklerini bildirmeleri üzerine, eşyayı Ortaklığa teslim etmeyip uhdelerinde tutmaları eylemlerinin “nitelikli güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
21.08.2008 tarihli tutanak içeriğine göre; ihtilâfa konu miktarın Ortaklık tarafından Grup… Ltd.’ye ödenmesini müteakip malın orjinal kasalarında sağlam olarak teslim edilmiş olması karşısında; atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki nitelik taşıdığını bu nedenle gerçek kişi sanık hakkında “beraat”, tüzel kişi Grup Ltd. hakkında ise “güvenlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına” karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında dosya kapsamı itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.