YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19501
KARAR NO : 2014/4326
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, 2006 yılı içerisinde Tarım İlçe Müdürlüğüne doğrudan gelir desteğinden faydalanmak amacıyla başvurarak fiilen tarımsal faaliyette bulunmadığı arazilere ilişkin beyanda bulundup, bu kapsamda 800,23 TL ödemeden faydalanmak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, tanıkların aşamalardaki beyanlarına, … Valiliğinin 19.04.2010 tarihli yazısına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın bildirimde bulunduğu arazilerin bir kısmının annesi, bir kısmının ise babası adına kayıtlı olduğu, anne ve babasının suç tarihlerini kapsayacak şekilde söz konusu arazileri kullanması hususunda sanığa 22/06/2006 tarihli muvafakatname verdikleri ve …’e ait … ada, … parsel numaralı arazinin ise sanık tarafından 01/01/2006-01/01/2010 tarihleri arasında kiralandığı, sanığın, kullanım hakkı kendisinde olduğu sabit olan araziler ile ilgili olarak doğrudan gelir desteğinden faydalanmak amacıyla 23/06/2006 tarihinde ilgili üzerlerinde herhangi bir sahtecilik yapılmayan belgeler ile birlikte Tarım Müdürlüğüne başvuruda bulunarak tarımsal faaliyette bulunacağını belirttiği, tanık anlatımlarına göre de; söz konusu arazilerin öncesinde sanığın amcası … tarafından tarım yapılmak suretiyle kullanıldığı ve doğrudan gelir desteği kapsamında alınan paranın ise … ile sanığın babası … arasında paylaşıldığı, ancak zamanla paylaşım konusunda anlaşmazlık çıkınca, sanığın, söz konusu tarlaları babası olan …’ün bilgisi ve rızası dahilinde kendisi ekip biçmeye karar verdiği, buna yönelik iradesini de … ile …’e ilettiği, bu hususun köy muhtarı olan tanık …’nin beyanları ile de doğrulandığı; ancak sanığın, 2006 yılı itibari ile taşınmazda henüz tarımsal faaliyete başlamadan önce doğrudan gelir desteği başvurusunda bulunduğu; arazilerin önceki yılda ekimlerinin yapılması ve 2006 yılı itibari ile nadasa bırakılmış olması nedeniyle sanığın fiilen tarımsal faaliyette bulunamadığı; ancak tarlaları ekme konusunda girişimde bulunup hazırlıklarını yaptığının belirlendiği, doğrudan gelir desteği kapsamında kendisine 800,22 TL ödeme yapıldığı, bu sırada kendisi hakkında ihbarda bulunulması üzerine, gelir desteğini faiziyle birlikte katılan kuruma 11.08.2008 tarihinde ödediğinin anlaşılması karşısında; sanığın, kamu kurumunun zararına haksız menfaat temin etmeye yönelik hileli hareketler sergilemek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine dair somut, kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği ve somut olayda suç kastının bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın beraatine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.