YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/3235
KARAR NO : 2014/5105
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, hakaret, görevi yaptırmamak için direnme, 6136 sayılı yasaya muhalefet etmek
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Gece saat 01.15 sıralarında üç dört kişinin alkollü bir halde ellerindeki kesici ve delici aletlerle çevre sakinlerini rahatsız ettikleri ihbarı üzerine şikayetçi polis memurlarının olay yerine geldikleri, sanıklar ile suça sürüklenen çocukların, polislerin uyarısına rağmen ellerinde bulunan bıçakları vermeyerek direnmeye başladıkları, hep birlikte şikayetçi polis memurlarına sinkaflı sözlerle hakaret eden ve tehdit eden sanıklar ve suça sürüklenen çocukların saldırarak şikayetçi polis memurlarını basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaraladıkları; polis memurlarının sanıklar ve suça sürüklenen çocukları etkisiz hale getirip ekip otosuna bindirdikleri sırada ekip otosunun arka kapısına ve kafesin demirlerine zarar verdikleri; sanıklardan …’dan elde edilen bıçağın da 6136 sayılı Kanun kapsamında taşınması ve bulundurulması yasak bıçaklardan olduğu ve bu şekilde sanıklar ile suça sürüklenen çocukların kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda;
1) Sanık … hakkında verilen temyiz isteminin reddine dair ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık … hakkında kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme suçlarından verilen mahkumiyet hükmünün sanığın sorgusunda beyan ettiği adresine 11.03.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sanığın kararı 27.03.2013 tarihinde temyiz etmesi üzerine mahkemece 21.05.2013 tarihli ek kararla temyiz isteminin reddine karar verildiği, bu ek kararın da sanığın aynı adresine 29.05.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde sanığın ek kararı yasal süresi geçtikten sonra 07.10.2013 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından, sanığın temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3) Suça sürüklenen çocuk … ve sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme; suça sürüklenen çocuk … hakkında ise kamu malına zarar verme, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık ve suça sürüklenen çocukların suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olmaları nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulurken haklarında TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması ve hakaret suçunun sokak üzerinde işlenmesi karşısında TCK’nın 125/4. maddesi uyarınca aleniyet nedeniyle artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafiileri ile suça sürüklenen çocukların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a- Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulurken 1 yıl 24 ay olarak belirlenen hapis cezasından TCK’nın 62. maddesi uyarınca indirim yapılırken sonuç olarak “1 yıl 18 ay” yerine, “2 yıl 6 ay” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini;
b- Suça sürüklenen çocuklar …ve… hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulurken 1 yıl 24 ay olarak belirlenen hapis cezasından TCK”nın 31/3 maddesi uyarınca indirim yapılırken “1 yıl 12 ay” yerine “ 2 yıl 2 ay 20 gün” hapis , buna bağlı olarak da TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca indirim yapılırken sonuç cezanın “1 yıl 8 ay” yerine “1 yıl 10 ay 6 gün” hapis olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
c- Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiileri ile suça sürüklenen çocukların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkındaki (2-a) numaralı hüküm fıkrasından “2 yıl 6 ay” ibaresi çıkartılarak yerine “1 yıl 18 ay” ibaresinin eklenmesi ; suça sürüklenen çocuklar … ve… hakkındaki (3-a),(4-a) numaralı hüküm fıkralarından “2 yıl 2 ay 20 gün” ve “1 yıl 10 ay 6 gün” cümlelerinin çıkartılarak, yerine sırasıyla “1 yıl 12 ay” ve “ 1 yıl 8 ay” cümlelerinin eklenmesi; ayrıca suça sürüklenen çocuklar hakkındaki (3-a), (4-a), (4-b), (4-c) numaralı hüküm fıkralarından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4) Sanık … hakkında hakaret; suça sürüklenen çocuk … hakkında ise hakaret ve kamu malına zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a- 05.09.2010 tarihli görgü tespit ve yakalama tutanakları ile şikayetçi polis memurlarının beyanlarına göre sanık … ile suça sürüklenen çocuk …’ın 7327 nolu ekip aracına bindirildikleri ve birlikte aracın nezaret kısmını tekmeleyerek zarar verdikleri, suça sürüklenen çocuk …’nin ise başka bir ekip aracına bindirildiği ve sadece 7327 nolu ekip aracının zarar gördüğü anlaşıldığından, kamu malına zarar verme suçunu işlemeyen suça sürüklenen çocuk … hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
b- Şikayetçi polis memurları …, … ve …’ın 26.05.2011 tarihli duruşmadaki ifadelerinde, sanık … ile suça sürüklenen çocuk …’ın kendilerine sinkaflı sözlerle küfredip hakaret ettiklerini, diğerlerinin küfürlü sözlerini hatırlamadıklarını beyan etmeleri karşısında, sanık … ile suça sürüklenen çocuk …’nin hakaret suçunu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
c- Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk … hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiileri ile suça sürüklenen çocuk …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.