Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/95 E. 2014/14505 K. 11.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/95
KARAR NO : 2014/14505
KARAR TARİHİ : 11.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu,onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru,kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek,yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere,para veya başkaca menfaat almak,kabul etmektir. Kamu görevlisi, TCK madde 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için,suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün,yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp,aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti,suçu nitelikli hâle getirmiştir. Bu iddia yapıldığında,o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı,yada o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı….Başsavcısına, …kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi,makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin,belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza,failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi,basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır. Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Hakkında verilen mahkumiyet hükmü temyiz edilmediği için kesinleşen hükümlü … …, … Kaymakamlığında hizmetli olarak çalıştığı ve köylüsü olan katılan …’a senede dayalı 1000 TL borcunun bulunduğu, sanığın 2006 yılının Ağustos ve Eylül aylarında katılan … ile karşılaştığında işe girdiğini, Akören Kaymakamının şoförlüğünü yaptığını, başkalarına da iş bulduğunu, 10000 TL karşılığında oğluna da iş bulabileceğini, … Kaymakamının akrabası olan ve İçişleri Bakanlığında müsteşar olarak çalışan … … bu işlere yardımcı olacağını söylediği, katılanın da 10000 TL’nin fazla olduğunu söylemesi üzerine 5000 TL’ye anlaştıkları, daha sonra telefonla yaptıkları konuşmada katılanın oğlunu işe aldırması karşılığında sanığın 1000 TL olan borcunu sildiği, yine 1100 TL parayı posta havalesiyle sanığa gönderdiği, ancak oğlunun işe girememesi ve sanığın bir çok kez para istemesi üzerine işin olmayacağını düşünen katılanın para vermekten vazgeçtiği, sanığın 2007 yılının ekim ayında katılanı tekrar arayarak verdiği paraların boşa gideceğini, biraz daha para vermesi halinde işi halledeceğini söylediği, bilahare yanında diğer sanıklar … ve … olduğu halde katılanın evine gittiği, burada sanık … katılana tekrar oğlunu işe sokabileceğini ve bir miktar daha para vermesi gerektiğini belirttiği, sanıklar İmdat ile … de katılana sanık … kendilerini de işe soktuğunu, bu iş için 8-10 bin TL verdiklerini, … 14 – 15 kişinin de sanık … tarafından işe sokulduklarını beyan ettikleri, bu söylenenlere inanan katılanın da orada sanık … 500 TL daha verdiği, daha sonraki günlerde de yine sanığa çeşitli miktarlarda para gönderdiği, ancak sanığın katılanın oğlunu işe aldırmadığı gibi almış olduğu paraları da katılana iade etmediği, bu şekilde sanıkların hükümlü Selim Sak’ın dolandırıcılık suçunu işlemesine yardımcı olmak suretiyle atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, banka dekontu ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 11.09.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.