Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/366 E. 2014/14509 K. 11.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/366
KARAR NO : 2014/14509
KARAR TARİHİ : 11.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yetkili olmadığı iş için yarar sağlama (vasıf değişikliği ile dolandırıcılık)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Ekim 2006 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 10.07.2007 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
Katılan vekilinin, sanığın temyiz talebine yönelik cevap dilekçesinde vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz talebinde bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Kuaför dükkanı açmak için işyeri kiralayan katılanın ustalık belgesi alması gerektiğini öğrenmesi üzerine tanık …’ün evinde tanıştığı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı … Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğünde yardımcı hizmetli kadrosunda çalışan sanıktan yardım istediği, sanığın 700,00 TL karşılığında kendisine diploma alabileceğini söylemesi üzerine ikâmetgah ilmühaberi, fotoğraf, nüfus cüzdanı sureti ile birlikte istenilen parayı verdiği, sanığın yaklaşık sekiz ay boyunca katılanı oyalamasına rağmen suça konu diplomayı alamadığı somut olayda;
1- Katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Katılan vekilinin yüzüne karşı tefhim olunan 11.05.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 20.07.2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
Katılanın beyanı, tanık anlatımları ve sanık savunmasına göre dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 50 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “50 gün” ve “1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.