Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2554 E. 2014/14536 K. 15.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2554
KARAR NO : 2014/14536
KARAR TARİHİ : 15.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; olay tarihinde sanıklardan … ve … sahibi oldukları iş yerinde diğer sanık …’in çalıştığı beyan edilerek 29/06/2006 tarihinde işe giriş beyannamesinin verildiği, sigorta primleri ödenmesine rağmen gerçekte iş yerinde çalışmadığı, bu durumda erken tarihte sigorta başlangıcı yapılarak emekliliğe esas çalışma süresi kazanmak suretiyle katılan kurumun dolandırıldığının iddia edildiği olayda, iş yerinin gerçekte faal ve çalışır durumda bulunduğu, ödenmeyen sigorta primlerinin kurum tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre sanıktan alınmasının mümkün bulunduğu, kurumun kendisine bildirilen iş yerlerini denetleme yetkisinin bulunduğu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’un 102 ve ek 6 maddeleri hükümlerine göre, çalışan, işten ayrılan personelle ilgili bildirimlerin süresinde yapılmamasının idari para cezasını gerektirdiğine dair hükmü de gözetildiğinde, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığı olayda; tanık …’un beyanı karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmediği gibi sanıkların beraatine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 15/09/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.