Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17599 E. 2014/11305 K. 05.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17599
KARAR NO : 2014/11305
KARAR TARİHİ : 05.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, Denizli İlinden İzmir İline gitmek için terminalde bekleyen mağdurun yanına gelerek nereye gideceğini sorup, sohbet etmeye başladıkları, akabinde mağdura ölen bir akrabaları adına hayır yapacaklarını söyleyerek üst kısımlarında 5.00 TL bulunan, araları gazete kağıdıyla doldurulmuş ve koli bandıyla sarılmış olan iki tomar verdikleri,daha sonra bunların içinde 3000 TL bulunduğunu belirtip karşılığında mağdurdan 300 TL istedikleri, mağdurun da parasının olmadığını söylemesi üzerine verdikleri iki tomarı alıp olay yerinden uzaklaştıkları, bilahare mağdurun olayı kolluk güçlerine bildirmesi nedeniyle sanıkların yakalandıklarının iddia edildiği olayda, sanık savunması, mağdur ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, ”30 gün”, “25 gün“ ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “1 gün”, “1 gün“ ve “20 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.06.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy

“Hayır kelimesi” karşılık beklenmeden yapılan yardım anlamına gelmektedir.
Ölümden sonra hayır olsun diye yardım yapmak dini bir kavram olma özelliği taşımaktadır.
Bir akrabasının ölümü üzerine “hayır” yapmak istediklerini belirterek dolandırıcılık suçunu işlemeye kalkıştığı iddia olunan sanıkların eyleminin TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu düşünüldüğünden, çoğunluğun görüşüne katılınmamıştır. 05/06/2014