Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15728 E. 2014/7735 K. 22.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15728
KARAR NO : 2014/7735
KARAR TARİHİ : 22.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir.Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanığın 07/05/2008 tarihinde … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdan ve diğer belge fotokopileriyle Fortisbank … şubesine müracaat ederek 5.500 TL kredi aldığı, sanığın 23/05/2008 tarihinde ise … adına düzenlenmiş sahte kimlik ve belge fotokopileriyle Fortisbank’ın … şubesine müracaat ederek 4.000 TL kredi aldığı, sanığın katılan banka şubelerine kredi başvurusu sırasında kullandığı belgelerin fotokopi olduğu, bu nedenle sanığın eylemlerinin kendisine tahsis edilmemesi gereken kredinin tahsisine yönelik aynı bankanın farklı şubesine, farklı zaman dilimleri içinde zincirleme suretle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, sanığın Şenesenevler şubesine müracaatı sırasında kredi sözleşmesini sahte isimle imzalayarak sahte kimlik ve belgeler kullanmak suretiyle içeriği itibariyle sahte sözleşme tanzimine sebebiyet verdiği, kullanılan belgelerin fotokopi olması nedeniyle resmi belge olarak kabul edilemeyeceği sanığın belirtilen şekilde gerçekleştirdiği eyleminin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1)Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde, adli para cezasının tayininde takdir olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız yararın iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan haksız elde edilen yararın iki katının esas alınması ile haksız menfaat miktarının toplam 9.500,00 TL olduğu, TCK’nın 158/1-j, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının iki katından az olamayacağı, adli para cezasına esas gün sayısının 950 gün tespit edilerek, gerekli artırım ve indirimler yapıldıktan sonra aynı Kanun’un 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek neticeten sanığın 19.780,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, gün para cezası eksik belirlenerek sanığa 15.833,00 TL adli para cezası vermek suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazların reddine, ancak;
Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının ertelendiğinin anlaşılması karşısında TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca anılan maddenin 1. fıkrasının uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hükümden çıkartılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.