YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13096
KARAR NO : 2014/19886
KARAR TARİHİ : 31.10.2014
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe İade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız ve geçersiz nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren davacının iş sözleşmesinin gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi nedeniyle haklı ve geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının gerek performans düşüklüğü ve gerekse fesih bildiriminde belirtilen doğruluk ve sadakat yükümlülüğünün ihlaline ilişkin somut delillerin ileri sürülmediği ve haklı feshin kanıtlanamadığı ve feshin son çare olma ilkesi ile de örtüşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Diğer taraftan, HMK.nun 91-93 BK. 92, İİK.19. maddelerinde gün ve hafta olarak tayin olunan sürelerin hesaplanmasında gün olarak tayin olunan sürelerde, tefhim veya tebliğ günü olan ilk günün hesaba katılmayacağı, sürelerin son günün tatil saatinde biteceği, hafta veya ay olarak tayin edilen sürelerde ise sürenin başladığı güne son haftada veya ayda tekabül eden günün tatil saatinde biteceği, ay olarak tayin edilmiş olan bir sürenin hesabında başladığı güne tekabül eden bir gün yoksa, bittiği ayın son günü tatil saatinde sona ereceği belirtilmiştir. Resmi tatil günlerinin de süreye dahil olduğu, ancak bir sürenin sonuncu günü resmi bir tatil gününe (örneğin Pazara) rastlarsa, süre tatili takip eden ilk iş günü (örnekte Pazartesi) tatil saatinde biteceği ifade edilmiştir. Bununla birlikte Tebligat Kanununun 33. maddesi, Tebligat Tüzüğünün 53. maddesi ve Tebligat Rehberinin 43. maddelerinde; Resmi ve adli tatil günlerinde de tebligat yapılabileceği öngörülmüştür. Tebligat Yasasında açıklanan bu ilke yapılan tebligatın geçerliliğine ilişkin olup sürelerin hesabı söz konusu olduğunda HUMK.nun 161-162. BK.76 ve İİK.19. maddelerinde açıklanan genel ilkeye göre hesaplama yapılması gereği açıktır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Medeni Yasa ile diğer yasalardaki usule ilişkin sürelerin hesaplanmasında da HUMK. 91-93. maddeleri uygulanacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesinin 30.01.2013 tarihinde feshedildiği ve 31.01.2013 tarihinde başlayan 1 aylık hak düşürücü sürenin 28.02.2013 tarihinde dolduğu, 28.02.2013 günün Perşembe gününe rastladığı ve tatil olmadığı nazara alındığında dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun açık olduğu görülmektedir. Davanın 04.03.2013 tarihinde bildirim tarihine göre bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşılmaktadır. Dava hak düşürücü süre içinde açılmamıştır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 25.20 TL harçtan peşin alınan 24.30 TL harcın tenzili ile bakiye 0.90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 41.05 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre 1.500.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 31.10.2014 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.