Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16868 E. 2014/9594 K. 14.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16868
KARAR NO : 2014/9594
KARAR TARİHİ : 14.05.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; “CPS Bilgisayar Yazılım” ve … İnşaat Filtre ve Bilgisayar” isimli şirketler kuran sanığın, çek hesabı açtırdıktan sonra, 12.12.2005 tarihi itibariyle CPS Bilgisayar Yazılım şirketindeki hissesini devrettiği, bu şirket adına çek keşide edebilme yetkisinin şirket müdürü olan tanık …’ya ait olduğu, tanık …’ın ifadesine göre sanığın gerçekte herhangi bir faaliyette bulunmayan pek çok şirket kurduğu ve çok sayıda çek keşide ederek piyasaya sürdüğü, sanığın CPS Bilgisayar Yazılım şirketindeki hissesini devretmesi, dolayısıyla bu şirket adına çek keşide etme yetkisi olmamasına rağmen, tanık … .ı’nın imzasını taklit ederek 11.08.2007 keşide tarihli 9.430 TL bedelli, 24.10.2007 keşide tarihli 29.300 TL bedelli, 31.07.2007 keşide tarihli 36.721 TL bedelli ve 02.08.2007 keşide tarihli 16.621 TL bedelli çekler keşide ettiği, çeklerde alacaklı olarak yetkilisi olduğu… İnşaat Filtre ve Bilgisayar şirketini gösterip bu şirket adına ciro yaptıktan sonra 9.430 ve 29.300 TL bedelli çekleri kredi çekmek için katılan Vakıflar Bankası’na ciro ederek verdiği, diğer iki adet çeki de aynı şekilde ciro ettikten sonra katılan …’ten satın aldığı inşaat malzemeleri karşılığında verdiği, çeklerin bankaya ibraz edildiğinde karşılığının bulunmadığı, sanığın bu şekilde CPS bilgisayar şirketindeki hissesini devretmesine ve çek keşide etme yetkisi olmadığını bilmesine rağmen keşide ettiği çekleri, kurmuş olduğu diğer şirketiyle ticari ilişki içerisindeymiş gibi alacaklı olarak gösterip ciro yaptıktan sonra karşılıksız çıkacağını bilerek katılanlara verdiği sabit olmakla nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın katılan Vakıflar Bankası ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle ayrı ayrı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğunun gözetilmemesi ve nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken haksız menfaatin iki katından daha az adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.