Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15904 E. 2014/7573 K. 21.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15904
KARAR NO : 2014/7573
KARAR TARİHİ : 21.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 2005 yılı mayıs ayı çerisinde İş ve İşçi Bulma Kurumuna gittiği, burada katılan …’le karşılaştığı, katılan …’ün iş aradığını anlaması üzerine mesleğini sorduğu, kendisini asker şahıs gibi tanıtıp Askeri Hastanede personel alınmasında yetkisi olduğunu belirtip, ondan para talep ettiği, sanığın kendisinin askeri personel ve Askeri Hastanede sözü dinlenir bir şahıs olduğuna inandırmak için katılanı Askeri Hastaneye götürdüğü, sanığın …’den işe alınması için gerekli masraf adı altında 170 TL para aldığı, katılan …’ün Askeri Hastaneye personel alınacağını arkadaşı olan katılan …’ye söylediği, sanığın katılan …’yi de Askeri Hastaneye alınabileceği hususunda ikna ettiği ve kendisinden toplam 337 TL para aldığı, katılan …’ün arkadaşı …’e de durumu bildirdiği, katılan … ve …’in Askeri Hastanedeyken sanığın yanına gittikleri, sanığın Askeri Hastanede katılanların işe alınmaları durumunda nerede çalışacaklarını gösterdiği, ayrıca iki bayan personelin daha alınacağını söylediği, bunun üzerine katılanlar … ve …’in arkadaşları katılanlar … ve …’a da durumu bildirdikleri, onlarında hastanede işe alınabileceklerini düşünerek form doldurmak suretiyle sanığa 87’şer TL para verdikleri, sanığın katılan …’den daha sonra 167 TL daha istemesi üzerine katılan …’in sanıktan şüphelendiği, Askeri Hastaneden araştırdığında da sanığın hastane personeli olmadığını öğrendiği, katılan …’in sanık tarafından dolandırıldığını anlayınca sanıkla buluşmak istediği, vapur iskelesinde buluşmayı teklif ettiği, katılan …’in polise başvurması üzerine buluşma yerinde sanığın yakalandığı ve sanığın bu şekilde üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanığın, katılanlar …, … ve …’e karşı eylemleri nedeniyle hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “20 gün” ve “400 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanığın, katılanlar … ve …’e karşı eylemleri nedeniyle hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
2005 yılı mayıs ayı olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.