YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1517
KARAR NO : 2014/16354
KARAR TARİHİ : 14.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın katılandan satın aldığı elma karşılığında 01.03.2008 vade 6.000.00 TL 01.04.2008 vade ve 5.000.00 TL tutarlı iki adet senedi düzenleyerek katılana verdiği, senetlere adres olarak kendisinin ortağı olmadığı kardeşlerine ait olan … Tarım Ürünleri Nak. Tur. İnş. San ve Tic. Ltd. Şti’nin bulunduğu “ …. Şti’nde şüphelinin hissesi üzerine haciz konulması için İzmir Ticaret Sicili Memurluğuna müzekkere yazıldığı ancak sanığın şirket ortağı olmaması nedeniyle hissesine haciz konulamadığı, bu şekilde sanığın katılanı dolandırdığı iddia olunan somut olayda;
1- Sanık … müdafisinin vekalet ücreti yönünden yaptığı temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık müdafisinin, 22/04/2010 tarihinde verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK’nın 310/3 maddesinde belirlenen bir haftalık süre geçtikten sonra 09/06/2010 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Katılan vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanığın senetleri kendi nam ve hesabına düzenlemiş olması, …. Noterliği’nde düzenlenen vekaletname ile sanığın adreste bulunan şirketin yasal temsilcisi olduğu, sanığı hissesi olmaması nedeni ile hisse haczi konulamamasının ardından 24/04/2009 tarihli haciz tutanağı ile katılan lehine sanığın adi geçen adresinde haciz işleminin gerçekleştirildiği, bu kapsamda sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiği yönünde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil olmadığı, eylemin ticari ilişki kapsamında borcu ödeyememekten ibaret hukyuki ihtilaf konusu olduğu, sanık savunması, katılan ve tanıkların beyanları, vekaletname, haciz tutanağı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla mahkemenin sanığın beraatine yönelik kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.