YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/599
KARAR NO : 2014/18472
KARAR TARİHİ : 16.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat aidiyetinin tespiti
… ile … ve … aralarındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti istemli davasının kabulüne dair Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 10.05.2013 gün ve 77/148 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 834 parselde kayıtlı taşınmazın tarafların ortak murisi …’den intikal ettiğini, taşınmaz üzerinde muris tarafından yaptırılan 2 katlı bina ile, daha önce mevcut olan fakat yangın sonucu yok olan binanın yerine davacı tarafından yaptırılan 4 katlı binanın bulunduğunu, taşınmazın paylaşımı için Eceabat Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/26 Esas sayılı dosyasında ortaklığın satış yolu ile giderilmesi için dava açıldığını açıklayarak, taşınmaz üzerindeki 4 katlı binanın davacıya aidiyetinin tespitine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, kendisine ait teknenin 15-20 yıldır davacı tarafından kullanıldığını, tekne sahibine saklı tutulan payı dava konusu evin yapımı için davacıya verdiğini, evin ortak katkılar ile yapıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı …, murisin geliri olmadığından ağabeyi …’in evin geçimini üstlendiğini, kendisinin ve davacının üzerinde emeklerinin olduğunu, dava konusu evin yapımında da yardımı bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemenin davanın kabulüne, … Köyü, köy içi mevkiinde bulunan 834 parsel sayılı taşınmazın 27.12.2011 tanzim tarihli fen bilirkişisi … ‘in raporunda ( A) harfi ile gösterilen yapının (bodrum, zemin, birinci ve çatı katından ibaret) davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin ilk kararı davalıların temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 19.12.2012 tarih 2012/6329
Esas-2012/9559 Karar sayılı ilamı ile kısaca “…Dosya kapsamından davalı tarafın 10.10.2011 tarihli delil listesinde açıkça yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalıya yemin teklifi hakkını kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak, kullanmak istediği takdirde 6100 sayılı HMK’nun 228 ve takip eden maddeleri gereğince işlem yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgu gözardı edilerek hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, dava konusu muhdesatın keşfen belirlenen değeri üzerinden hesaplanan harç ve vekalet ücretinden davalıların taşınmazdaki payları oranında sorumlu olacakları gözönüne alınarak karar verilmesi gerekirken, davacıya ait payında hesaba katılarak harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi dahi isabetsiz..” gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece, Davanın Kabulüne, … İlçesi … Köyü 834 parsel içinde inşa edilmiş bulunan dosyada mevcut bilirkişi … tarafından düzenlenmiş 27.12.2011 raporda (A) harfiyle işaretli 86.80 m2 yüzölçümlü binanın (bodrum zemin birinci ve çatı katlarından ibaret) davacı tarafından yaptırıldığının tesbitine, alınması gereken 6.435 TL nisbi harçtan peşin alınan 1.398,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.036,10 TL harcın davalılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydına, bozmadan önce 4.196,60 TL olarak hesaplanarak tahsil edilen harcın bu tutardan mahsubuna, kalan 839,50 TL’nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 9.586,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine, hüküm süresi içerisinde davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere ve uyulan bozma ilamında belirtilen hususlara göre davaya konu taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalıların yerinde olmayan esasa ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün esasının ONANMASINA,
Davalıların harç ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Az yukarıda bahsi geçen Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin kararında da belirtildiği üzere; dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu 834 parsel sayılı taşınmazda davacı da paydaş bulunduğundan, dava konusunun davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri olduğu, yargılama sonunda hükmedilecek karar ve ilam harcının muhdesatın toplam değeri üzerinden değil muhdesatın davalıların payına isabet eden bölümü üzerinden belirlenmesi gereklidir.
Hal böyle olunca; mahkemece dava konusu taşınmazda davacının da paydaş olduğu davanın konusunun (müddeabihin) davalılar payına isabet eden muhdesat değeri olduğu dikkate alınarak, hesaplanacak bu bedel üzerinden yargılama sonunda hükmedilecek nisbi orandaki karar ve ilam harcının aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına, aynı şekilde HMK’nun 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinin davalılardan tahsiline, yine yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf yararına nisbi tarife üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu durum gözardı edilerek yazılı şekilde davalılar aleyhine fazla miktarda harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle, hüküm kısmındaki harç, avukatlık ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin bölümü yönünden usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086
sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 1.633,10 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4.801,90 TL’nin temyiz eden davalılardan alınmasına, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.