Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18730 E. 2014/11389 K. 09.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18730
KARAR NO : 2014/11389
KARAR TARİHİ : 09.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, bankadan emekli maaşını çektiği ve yolda yürürken yanına sanık …’ın geldiği ve birlikte konuşmaya başladıkları, bu esnada sanığın yola eğildiği ve yerden daha önceden kurguladığı üzere içerisine dolar konulmuş mendili aldığı ve katılana gösterip “ne yapalım” diye sorduğu, katılanın “polise teslim edelim” deyince, sanığın parayı paylaşmayı teklif ettiği ve parayı saymak için ileri doğru yürüdüklerinde sanığın suç ortağı olan sanık …’nun yanlarına geldiği ve 2 kişinin kendisine ait dolar ve euroları alarak kaçtığını söylediği, sanık …’ın lafa girerek “bizim kimsenin haram parasına ihtiyacımız yok” diyerek cebinden para çıkardığı ve katılana “sen de paralarını çıkar” dediği, katılanın cebindeki maaşını çıkardığı, bu esnada sanık …’ın, sanık …’ya göstermek için paraları katılanın elinden aldığı ve “işte bizim paramız var” dediği, bunun üzerine …’nun olay yerinden ayrıldığı, sonrasında sanık …’ın mendil içindeki paranın içerisine katılanın parasını koymuş gibi gösterip, tomar halinde katılana verip yanından ayrıldığı, katılanın mendili açtığında ise
içerisinde kağıt parçalarının olduğunu ve kendi parasının olmadığını gördüğü, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği anlaşılmakla, haklarında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “365 gün”, “304 gün” ve “6080 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.